22 Ocak 2017 Pazar

"Geceleri Yağmura Nispet Olan O Gözyaşları, Dindi.."

Sesin..
Nerde sesin?
İncecik bir su gibi dökülürdü geceden..
Ağardı karanlıklar, yokluğun üzerine..
Bir mısra, bir mısra daha..
Silinirdi kuraklık, tüm düşüncelerden..
Dudaklarımda esrik bir gülümseme; dinlenirdim sesinde..

Yüzün..
Nerde yüzün?
Bir uzak yağmur çağrışımı..
Eylül sonrası.
Dingin bir deniz hatırası..
Mavinin saklısı..
Dağılırdı kederler, yüzümün atlasında..

Gözlerin..
Nerde gözlerin?
Anne sıcaklığı.
Buram buram tütmesi bir tas çorbanın..
Bakışların değdiğinde bakışlarıma..
Yüreğimden havalanması kuşların..

Yılların tozunu savuruyor rüzgar..
Anılar dağılıyor..
Eksik gülümsemelerle devam ediyor hayat..
Kederler yol alıyor yüzümün çizgilerinde..
'Bir varmış..' diye başlayan masallar; 'Hiç yokmuş.' diye bitiyor..
Sesin, yüzün, gözlerin,
Karışıyor yağmura..
Yağmur, boşluğa..

Ha.

Gün doğmadan neler doğar dediler; gün doğdu, güneş doğdu, neler doğmadı.. / Nazım Hikmet Ran


Ben, üzerinden geçen ufacık bir dalgayı tufan zanneden bir kaşık su. Benim acım dindiyse dinmeyecek acı yoktur.. / Nazan Bekiroğlu


21 Ocak 2017 Cumartesi

.... ve yine uzunca bir zaman olmuş, geceye bir şarkı armağan etmeyeli...


Yitik..

Ne çok zaman olmuş, kuşların sesine eşlik etmemişim seherede..
İki damla mürekkep akmamış, siyah kalemimden ak kağıdın yüreğine.
Çılgın kalabalıktan uzak, bir şiir bir çay ısmarlamamışım kendime..
Tasasız koymamışım, gövdeme ağır gelen başımı yastığın serinleten yüzüne..
Uzun zaman olmuş, uzun zamandır olmayanları düşünmemişim, gecenin bir vaktinde..
Gece ki, yegane sırdaştır yüreğime..


Ha.