31 Ekim 2011 Pazartesi

Sessizlik.......


Bir ayna kırılınca kaç parça olur ki insan?.. Kırık aynanın her parçası gözüme batar şimdi, ondandır yüreğimdeki ıslaklık..

30 Ekim 2011 Pazar

29 Ekim 2011 Cumartesi

HEP GİTMEK İSTEDİM BEN..

Yol hayatın kendisiydi oysa.. Kalakaldım o yüzden.. Şiirler geçti yüreğimden, şarkılar büyüttüm akşam sonlarına, her rüzgar bir ayrılığı taşıdı sesime, her damla gözbebeklerimden çaldı giderken.. Bağlanan yollar, kıvrılan yollar, ayrılan yollar.. Ne çok yol varmış bakmayı unuttuğum gerilerde.. 
Şimdi özenle ayıklıyorum gittiklerimi gidemediklerimden, seçtiklerimi seçemediklerimden, hayatı elediğimin farkına varınca harmanlıyorum tekrar hepsini birbirine..
Bir Tenekeci şiiri dolanıyor yine dilime..Geceye, güne, hayatın kendisine.. Her şeye rağmen..
"Canımı alma, o bana lazım.
Demiş bulundum, değil mi Tanrım.."

Bantın ucunu arayan tırnak.. / İbrahim Tenekeci
















Mırıldanmalar

I

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamasın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar

içimden dedim beraber yürüyelim olur mu
varsın gölgemiz olsun hüzün
dilediği gibi uzatsın canevimize ayaklarını
varsın annemiz olsun tütün
hayat daha sert vursun yumruklarını

II

içimden dedim ilmeği kaçmış bir hayat bizimkisi
nedir alnımızdan öpmek için izimizi süren
kalmış mıdır kalesi düşmüş bir şehrin cazibesi
nedir yalnız bize yakışan bu serüven

bu serüven ki
bizden biri yaptı sırtımızdaki hançeri
ve terketti bizi huzur denen sevgili
kalakaldık, şaşkınlığın avuçlarında
billur bir kuş gibi

III

içimden dedim gömülü bir ırmağın yalnızlığıdır bu
beraber yürüyelim olur mu…

İbrahim Tenekeci

28 Ekim 2011 Cuma

Git demedin sevgili, ama kal da demedin.. Gitmem için görünürde bir şey yapmadın, ama kalmam için de bir şey yapmadın.. Ayrılık saati geldi mi, gerek yok aslında bu hesaplara, ama düşünmeden de edemiyor insan hani.. Sahi, ayrılık saatiydi değil mi?..

Yolların Bana Aşktır Artık..

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda; yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim.. Oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim, ben sende bütün aşklarımı temize çektim..
Anladığındaysa yapacak tek şey kalmıştı sana, bütün kazananlar gibi terk ettin.. / Murathan Mungan

İncir Reçeli / Günaydın Sol Yanım..

Bulutumsu Bir Gökyüzü Altında, Bütün Aşklar Yağmur Kırılganlığındadır..

ZAMAN..

Zaman, ölümün sarı renginden yanadır şimdi.. Anılar, sular, kirpikler sabra bileylenmiştir..
Kırılmıştır ya, sönmüştür umudun ışığı uzak bir boşlukta.. Pencereler kapanmış, yollar bağlanmıştır gelene..
Kapının eşiğinde paylaşılan en son cümleler misali, en sona bırakılan en güzel yarınlar, şartlanmış mutluluklar, şartsızca kırıp geçmiştir artık, adına zaman dediğimiz o ince çizgiyi..
Yarın her şey çok güzel olacak!!
Yarın yok ki!!

Ha.

26 Ekim 2011 Çarşamba

KÜL VAKTİ..

Gün bitti yüreğim.. Gece indirdi perdelerini usulca üstümüze.. Saltanatı başladı yıldızların ve hüznün. Bir bıçakla bölünür gibi hayatlar şimdi; evlerin kuytuluklarında, sığınma limanlarında. Gündüzün yalanlarından ayrı, gecenin yalanlarına soyunmakta.. Ne çok acı var, diyor Cahit Bey, parmak izi kadar diyorum ben de.. Her kapının sakladığı ne çok sır.. Herkes kendi trajedisinin kaçınılmaz rolünü oynamakta..
Hepimizin bir zaman makinesi var bizi geçmişe ve geleceğe götüren.. Anıları yüklenip çıkarız yola ya da tıknefes kalırız oracıkta. Ağırdır anıların yükü çünkü, öyle ha deyince taşınmaz.. 
Bir de hayeller vardır ki,ucu sonu gelmez.. Gider geliriz böyle geçmişle gelecek arasında.. Kayıp gider manzara ellerimizin içinde.. Tüketiriz onu öylece bu iki zaman arasında.. 

SEVGİLİ..

SEN HALA ANILARIMIN EN BEYAZ YANISIN.. / YILMAZ ODABAŞI

Ey Kalbim..

BAZEN ANILARA YAKIŞAN EN GÜZEL ELBİSE, İKİ DAMLA GÖZYAŞIDIR.. / YILMAZ ODABAŞI

Sevdiğin mevsimdeyim.. Nereye istersen çağır, oraya geleceğim..

25 Ekim 2011 Salı

Yazarlar A. Ali Ural Firavunun düşüşü ZAMAN

Yazarlar A. Ali Ural Firavunun düşüşü ZAMAN

Düşeceği yere doğru yükselmeye başlıyor Firavun. Her gün ödünç bir basamak armağan ediyor ona tarih. Her gün ödünç taçlar takıyor başına. Ruhunda suratsız çakallar dolaşırken, ödünç kahkahalar iliştiriyor dudaklarına. Firavun olmak kolay değil, herkes için en doğru kararı verebilmek. "Ey ileri gelenler, ben sizin için benden başka bir İlâh bilmiyorum..." (Kasas, 38) Ya siz, biliyor musunuz! Sırtınızdaki taşlardan şikâyet niye, Musa çelmediyse aklınızı. İşte hep beraber yaklaşıyoruz göğe. Gök bize yaklaşıyor ne güzel! Beraber göreceğiz Musa'nın İlâhı'nı.

Nazan Bekiroğlu / ÂhHû ZAMAN


Söylenecek söz bittiğinde başlar âh.

Yeryüzü kelimeleri acıyı ifadeye yeltenip de yersiz ve yetersiz kaldığında. Hesaplar artık bu dünyanın terazilerine sığmayıp da bambaşka bir zamana ve mekâna havale edildiğinde. Mum tahtaya, can boğaza, bıçak kemiğe dayandığında. Bu yüzden âh'ın hâli var kelâmı yoktur, makamı var nakli yoktur.

Susanna Tamaro / Sonsuza Kadar /

 Acaba yalnızlık duyarlılığı derileştiriyor mu diye ya da insan duyarlılığı derinleştiği için mi yalnızlığı seçiyor diye düşündüğüm çok oldu." 

Dünyanın dışında yaşayınca, kırılgan insanların hayallerine konu olmak hiç zor değil.

Dışarıda var olan, içimizde var olanının aynısından başka bir şey değildir. İçimize çöplük muamelesi yaparken, çevremizdeki dünyanın mucizevi bir şekilde bahçeye dönüşmesini bekleyemeyiz.

 Aşk, iki kırılganlığın buluştuğu yer..

Öfkemin ve kendime acıma duygusunun yerini şükran duygusuyla doldurduğum zaman, kendimi yeniden canlı hissetmeye başladım.Yol, hayatın kendisidir. 

Ey Kalbim..

Arayışların vardı, çırpınışlarına eşlik eden gözyaşların.. Beklemekten öte beklentilerin.. Nağme nağme sızıydın, şerha şerha yara, uğrun uğrun acı..
Bir aşk saklamıştın içinde, seni aşan..
İçin için kanarken, biteceğini sandın acının.. Ay salarken ışığını, dileklerin asılı kaldı dallarda..
Acı çekmek tüketince içini, tükenince içten içe, Acı bitsin Rabbim, dedin, aşk daim olsun.. Ama bildin ki nihayetinde, acı aşkın içindeydi.. Evvelindeydi, görmedin; ahirindeydi, gösterildi.. Oysa aşkla acı iç içeydi.. Acıya çaldın karayı.. Bir kırmızı damlayınca suya, dağılınca kendi saltanatınca, hükmü gördün..Hükümranı tanıdın..
İndi dinginlik, yorgun sularına.. Suskunluk vurdu kıyılarına.. Bildin, acıyı kaybedince, saman rengini alacağını kırmızının.. Bildin acıyı kaybedince, aşkın da acıyla çekip gideceğini..
Bitmesin aşk, dedin, acısı kabulüm..
Kabullendin..
Geçtin suretten.. Acı sahiplenirken seni, sen aşkını sahiplendin..
Nokta kadar cürmünle, bir kendini yaktın.. Küllerinden bambaşka bir kapı açtın..

Ha.