30 Ocak 2012 Pazartesi

Yüreğimin Dilinden Anlar Sanırım Bir Şarkılar Bir Şiirler..


Yüreğime bakmadığınız için, ağladığımı görmediniz.. Bir sözcük bekledim sizden, ağzınızdan dökülebilecek bir tek sözcük.. Söylemediniz.. Oysa ben sizi hep güzel düşlerle andım, bilmediniz.. 
Hayat dedim adına, bütün unutulmuşlukların, aldanmışlıkların, incinmişliklerin.. İnsan, dedim.. Kaymayan adımlar kimde var ki, dedim.. Sevdim sizi, yine insan dedim.. Taa ki, yürekten vurulana kadar.. Ta ki,yüreğimle vurulana kadar.. Başkaymış bu vurgun, çok başkaymış.. Bilemedim.. Bir sızı sol yanımda.. Bir derin yara aslında.. Kanamakta usul usul.. Şifası yok.. Şifa isteyen de yok artık.. Kelimelere gömülmek boşunaymış.. Boşunaymış sözcüklere anlam yüklemek.. Sessizlik koynuna almalıymış insanı önce.. Kabullenmeliymiş insan yarasını, korumalıymış, sahip çıkmalıymış.. Merhem istememeliymiş, yarası incinmesin diye.. Seslerden yoruldum, sözcüklerden de.. Sessizlikten bir elbise ördüm yüreğime.. Şimdilerde böyle..

Ha.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Ve Son Sözü Hep AlınYazısı Söyler..

 


Herkesin gövdesiyle varolduğu yerde yüreğini öne süren "bir beyazdım, zenciler arasında" kimsenin başkasının gözünün içine bakamadığı, herkesin çoğalmak için aynasını yanında taşıdığı yankısız bir zamanda, insanları sulara bakmaya çağıran meczup, bir beşinci mevsim simyacısıydım, yanlışını sevip yenilgisini kutsayan..
Bir solgunluktan geliyorum evet... Kıyılarındayım işte tüm kirlenmişliğim, tüm arınmışlığımla..

Şükrü ERBAŞ / İNSANIN ACISINI İNSAN ALIR

7 Ocak 2012 Cumartesi

Sana Ağrı Biriktiren Bir Garip Divaneyim Ben..

















SİTEM 


Ben ona sıkıntılı güz günlerinde,
Yedi renkli yaz yağmurları dilemiştim..
Kırmak istememiştim duygu filizlerini..
Büyük bir ustalıkla susturup içimdeki uğultuyu,
Rüzgarımı olanca yumuşaklığıyla salmıştım Üzerine..
İncinmesin diye tek,
Acıyı bile ters yüz eden
İncelikli bir gülümsemeyle yüzümde..

Ben ona gittikçe soğuyan zamanlarda
Sıcacık bir sığınak olayım istemiştim;
İnsanlar içinde üşüdükçe
Güvenle gelebileceği..

Kuşların kanatları neden vardır?
Bir insan neden ağlar yarı yaşına gelince?
Bulutlar gökyüzünün yükü müdür, süsü müdür?
Tutsağı mıdır rüzgarın, sevgilisi midir?
Konuşayım istemiştim bir yüreğin dilince,
Yanıtı olmayan sorularda boğmak istememiştim..

Ben ona sabah olamasam da
Dingin bir ikindi olayım istemiştim..
Her şeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin,
Yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
Yaslasın yorgunluğunu gövdemin yaşlı çınarına,
Serip üzerine yapraklarımın ağırlıksız yorganını
Dinlendireyim istemiştim..
Üşütmek istememiştim..

Ben ona ne istemişsem bu yalnızlık aylarında
Gecikmiş.. İnce.. Güzel ve uzak..
Biraz da kendime istemiştim..
Sevgi adına..

Şükrü Erbaş

Aşk Yokluk Denizidir ki, Aklın Ayağı Kırılmıştır Orda..

 GÖLGE

Benim bir canla sevip,
Bin özlemle andığım,
Bari gölgeni bırak bana..

Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,
Giderken gölgelerini verirler suya.
Güz akşamları dal kıpırdamazken,
Suda halkalanan gözleridir..
Sen de gölgeni bırak bana.

Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim,
Güzelliğini burada ince ince aratma.
Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
Birdenbire bir şeyler bırak..

Bir şeyleri soğut,
Bir şeyleri yak,
Dağıt birşeyleri,
Bir şeyleri kur..
Kendini hiç yokmuşsun gibi aratma..

Afşar Timuçin

6 Ocak 2012 Cuma

Suskunluğum, çaresizliklerim kadar büyük ve güzeldir..

Yalın mıydı yalnızlığın; tercih hakkın var mıydı?..

CEVELAN

Vakitlerden omuzlarında taşıdığın ayın
Taş ama hafif olduğu vakit..

Vakitlerden şehrin parmak uçlarında insanların
Taş ama hafif olduğu vakit..

Vakitlerden bir bahçe kenarında yanından geçtiğin,
Nehir kenarında tekrar rastlayıp,
Ve nihayet vakitlerden sonbaharı ayak seslerine
Sarıp
Evine getirdiğin vakit..

Vakitlerden henüz konuşmayan, belki de hiç konuşmayacak
Bir mevsimin susmaya başlayan yaprakları
Odana dolduğu vakit..
Kapını açıp girebilecek misin ?


Yani üstünde "oturan 30, ayakta 15" yazılı levhayı
Dışardaki anadan doğmamış çıplaklara gösterip, 
otobüsün zilini çekip gidebilecek misin?..


Vakitlerden, düşmüş, düşen, ve düşecekle düştükten sonra,
Düşmüş yıldızların burçlarından,
Düşen şehrin surlarından,
Düşecek yaprakların uçlarından düştükten sonra;
Düşmüş yıldızlar, düşen şehirler, düşecek yapraklarla beraber,
Kendi yağmurunun çamuruna gömüldükten sonra,
Yani bütün gece omuzunda bir testiden,
Kendi avuçlarına döküldükten sonra,
Kapını açıp çıkabilecek misin ?
 
Yani yalnızlığını, cebinde unuttuğun bir boş cigara paketi gibi, 

Bir boş anında,
Çıkarıp, açıp, kaldırıp atabilecek misin?..

Can Yücel

Ben susayım sen dinle; sen susma, ben ölmeyeyim..

1 Ocak 2012 Pazar

İnsan Kendi Kalbine Arkasını Nasıl Döner?..


































ŞEMSİYE

Tozlu bir şemsiye durur
Çatı katındaki odanın
Kuytu bir köşesinde ..
Kumaşındaki eski yağmurların
Hüzünlü kokusuyla..

Anımsar mısın bilmem
Yağmurun bardaktan
boşanırcasına yağdığı o günü..
Hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza,
Dudaklarımla hesaplamıştım
Yüz ölçümünü..

Nicedir sokağa çıkarmıyorum şemsiyeyi,
Korkuyorum çünkü
Kapısı açık kafesinden
Uçan bir kanarya gibi,
Beni ikinci kez terk etmenden..

Yanıt alamayacağımı bilsem de
Yanına gidip
sorarım her gün şemsiyeye,
Altında el ele biz nasıl görünürdük diye?..

 Sunay Akın

Sen Kalbini Olduğu Gibi Ortaya Koymaktan Asla Vazgeçme.. Kırılır, Ama Olsun.. En Azından Bir Kalbin Olduğunu Hissedersin..


 












AYRILIK ŞİİRİ

Her satırı
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
Bir mektup bırakarak,
Balıkçı koynundan
Sisler içinde uzaklaşan kayık gibi
Bir sabah usulca ayrıldın
Koynumdan..

Bütün yolcularını
Boğaz köprüsünün çaldığı
Araba vapurunun
Boş seferleri
Gibi yalnızca rüzgâr
Gezinir sensiz
Yüreğimde..

Durgun bir sudur aslında deniz,
Ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
Kuytu bir iskelenin
Tahtaları altına kazıdığım
Ayrılık şiirini okudukça
Dalgalanır...

SUNAY AKIN