20 Şubat 2012 Pazartesi

Yokluğun Cehennemin Öbür Adıdır.. Üşüyorum, Kapama Gözlerini.. /A.Arif

 Yokluğunla bir iki laf etmek, niyetim sadece..
Demli bir gecedeyim, acımak üzere hatta.. Acı çayı da hiç sevmem oysa.. Ne kadar yakındasın ve ne kadar uzakta.. Kilometrelerce gökyüzü, galaksi ve yıldızlar, anlatır mı bu uzaklığı? Ya da tam şuramda desem, göğüs kafesimin solunda, anlatır mı bu yakınlığı?
Ah sevgili.. Sev-mek fiilinden türeyenim.. Irakları daha ırak edenim.. Var mıydı kalbine giden bir yol da ben mi bulamadım? Bulduğumu sandığım neydi peki, sanıp da aldandığım?..
Kaç odası vardır bir kalbin ki, bir küçük köşe düşmedi nasibime? 
Uçurum bildim gözlerini.. Kıyısız bir denizdin çaresizliğime.. Yollar, yıllar, yaşananlar kadar yorgunum bu sıralar.. Üstelik kader, farklı bir yöne çevirmekte pusulayı.. Acıyor canım.. Hem nasıl, bilemezsin.. Bilsen de ne değişecek ki, yüreğine değemeyen sevgimle?
Duvarlar, köprüler, otobanlar.. Uzayıp giden bir trafik sanki hayat.. Ve sen her dönemeçte umduğum, beklediğim.. Kendime masallar anlatıyorum, hikayeler şekillendiriyorum umutla başlayıp, mutlulukla biten.. Sonra.. Sonrası yok işte.. Düşünmüyorum..
Böyle geçip gidiyor günler.. Az söyleşmek için seninle, karalıyorum ara ara.. 
Yine geleceğim, merak etme.. Sen bu yürekte oldukça..

17 Şubat 2012 Cuma

12 Şubat 2012 Pazar

Anılar Şimdi Uzakta Bir Yıldız..

Nehirlere karışan zehirli atıklar gibi
ağır ağır akarak kanıma karışmakta
yokluğun!
Hiç sormadım, neydi başka elbiseler içinde bulduğun..
 Aynı askıyla dolaba kaldırılan iki güzel yelektik biz,
Güveye benzer bir şey oldu suskunluğun!..
Anladım ki: aşk naftalinlenmiyormuş meğer, eğer kanıtlanmıyorsa suçun!

Küçük İskender

11 Şubat 2012 Cumartesi

Ah Min'el Aşk..













Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müzigini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor..  

Murat Menteş

'Kartları Kader Karıştırır, Biz Oynarız..' Murat Menteş



















Kader hem zamana [tarihe ve an'a] ve mekana [uzaya ve vucudumuza] yayılan; hem de bizzat bizim ruhumuza, nefsimize, zihnimize, gönlümüze, vicdanımıza, bilincimize yani varlıgımızı teşkil eden yoğunluk bölgesine odaklanan gerilimin adıydı. İyi ile kötü, günah ile sevap, helal ile haram, doğru ile yanlış, ümit ile korku, ödül ile ceza, Cennet ile Cehennem arasındaydık. İnanmak insanın en ince ve en keskin sınırda hareket etmesi demekti. Buna mukabil, teslimiyette, iradenin forsunu aşan bir imkan vardı ki bunu ancak terbiyeden sonra gelen olgunluk sayesinde kavrayabilirdik..

Murat Menteş

Uçurumun Kenarındayım Hızır!!


GÜLCE
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır
Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır
Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce'm uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz

Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz'dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum..
 
Ömer Lütfi Mete 

Gülüşüne vurgun gülüşüm..

Hayatta sevmem demiştin ya, bunun ahireti de var, umutlanıyor insan.. 

İbrahim Tenekeci

9 Şubat 2012 Perşembe

Ağlasak.. Kimse Anlamaz Değil mi?..


Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor.. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor.. 
Anlıyor musun?.. 

Oğuz Atay

'Gülüşünden Ver, Ömrümden Al..'

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

 Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.



 Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.


O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

 Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

 Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...


Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

Can Yücel

4 Şubat 2012 Cumartesi

Bir Muhabbeten Arda Kalanlar..

d(erken) yıllar geçer

o herhangi bir gün de akşam olur

akşam olur sen bana bir bardak çay getirirsin

ensenden öperim, o saat bardakta şeker gibi erirsin 



sen bir yaz güneşisin bakınca gözlerine bir sevinir

bir sevinirsin

yüreğinden ansızın okul çocuklarının trampetleri geçer

tramvaylar, havai fişekler geçer

benim yüreğimde ise hep uzak ki yollar

içinden uzun yol otobüsleri, sessiz ırmaklar geçer

benim ırmaklarım

ırmaklarım benim

senin gözlerinden geçer... 


feride şiir huyludur,gül kokuludur

gül kokuludur gözleri ile gözlerime dokunur

dokunur


gözlerinle gözlerime dokunuyorsun

bir bilsen o an gözlerim oluyorsun

kaçalım,beni gören sen sanacak

görüyor musun dağlara dokunuyor insanlar

giderek dağlaşıyorlar

görüyor musun adınla başlıyor herşey

karın eriyişi,yağmurun dirilişi

özlemenin ilk harfi,gücün hecelenişi

adınla!

adınla herşey

şarabın dökülüşü,sesimin eskimeyişi



gözlerini sil ve bu sevda kadar koyu bir çay tutuştur ellerime

yok,gitme! 
Yılmaz Odabaşı

Gülüşün Alır Yüreğimin Tozunu..

Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. 
Konserlere gidelim. Uçurtma uçuralım, kumsalda uzanıp deli gibi içelim. Gece de yıldızlara bakabiliriz. Bisikletle gezerken yağmur yağsın, deli gibi sırıl sıklam olalım. 
Benimle kek yap. Balık tutalım, sonra tekrar denize atalım. Boşver aşık olmayalım biz. Aşk korkutucu. Beraber eğlenelim en iyisi, ama hep benimle uyu.. Bizi kimse bilmesin..

Ah Muhsin Ünlü

Susmanın Kalesine Sığınıyorum..

Tut ki, fetih öncesi İstanbul'um, fatihini bekleyen..
Tut ki, yazılmamış dizelerim ben, şairinin yüreğine henüz ulaşmamış..
Tut ki, bir öykünün adıyım, tarihe kazınmak için, zamanın ötelerinde dinlendirilen..
Tut ki, binlerce yılın örtüsünü üzerinde taşıyan bir kalıntıyımm, daha gün yüzüne çıkarılmamış..
Tut ki, bir yer'im ben sahibinin terk ettiği..
... Bir şey'im, kimsenin varlığını keşfetmediği.
Bir mit'im, gerçek mi hayal mi kararının verilmediği..
Belki de hiç'im, birilerinin biri olduğum konusunda sonsuzca ısrar ettiği..
Tüm bunların tut ki, çok daha fazlasıyım belki de, ne fark eder ki?..
Bazen kararlar almak zorunda kalırsın, hangi kararın doğru olacağını bilemeden.. Kararsızlık arası gidiş gelişler sırasında kaybettiğin zaman, hayatında keskin virajlar çizer görmezsin..
Bilmeden verdiğin sözler gelir hatrına..
Kurduğun büyük cümleler..
Hoyratça savrulmuş, biçimli biçimsiz öfkeler..
Unutulmuş sevgiler park köşelerinde, unutulmuş isimler gelir hatrına..
Senin de saklı zamanların, taşırdığın heyecanların, bencil tutumların, biriktirdiğin garip korkuların ve neden utandığını tam olarak bilmediğin utançların vardır..
Ara sıra kendine yüksek sesle söylemeye cesaret edip de gülüp geçemediğin..
O an yaraların neden kanamaya başlar bilemezsin..
Bilsen, önüne geçemezsin..
Şiraze