25 Haziran 2012 Pazartesi

Bazen Gözlerin Dalınca Uzaklara..


Bazen bir şarkı alır götürür, bazen bir şiir; uzaklara, çok uzaklara..
Ama kalamazsın o uzaklarda yalnız başına.. Dönmek gerekir hayatın devam ettiği yere.. Buruk biraz, biraz hüzünlü bir tebessüm oturur yüzüne.. İçindeyse eksik bir şeyler, devam edersin kaldığın yerden hayatı izlemeye.. / Ha.

21 Haziran 2012 Perşembe

Sis / Haydar Ergülen

İki şehri var gecenin; biri gözümde tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur gibi çöken siste..
Bana bu uykusuz şehri niye bıraktın? 
Göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin..
Gece değil istediğin, hayli karanlık bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak hevesindesin!
Gözlerini anlıyorum,
Henüz bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin..
Gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız,
Göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir..
Öyle acıyor ki, gözlerim kim bağışlayacak?
Sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim..
Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,
Biri sis içinde kirpiklerine kadar açık..
Bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum konuşkan gözlerinde tek sözcük bile..
Gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde..
Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa, şiir niye?..

Haydar Ergülen



16 Haziran 2012 Cumartesi

Gün Gelir / Afşar Timuçin

GÜN GELİR

Açtığın zaman yarayı,
Üstüne kül dök, kan dursun..
İnsan bu yükü,

taşıyamaz sonuna kadar..
Gün gelir unutursun..

Bırak olduğu yerde dursun,
Resimler, konsol ve radyo..
Onlara baktığında,
Bir değişmezde belki bir düşü
Gerçekleştirmiş olursun..

Kitaplarım sende kalsın, okursun,
gece vakti uykun kaçarsa..
Sendeki şiirlerimi atma,
Belki onlarda bizi bize gösterecek
Bazı doğrular bulursun.. / Afşar Timuçin

15 Haziran 2012 Cuma

Hoyrat Bir Söylencedir..

Çok hata yaptım şimdiye kadar.. Tarifi zor, dönüşü imkansız.. Ders aldıklarım da oldu, almaya vakit bulamadıklarım da.. Duyduklarım doğruysa zaferlerim de olmuş..
İyi ki, yapmışım dediğim şeyler var, aynı zamanda keşkelerim de.. Engellemek istediğim başlangıçlar da var. Unutmayı yürekten dilediğim kişiler ve zamanlar..  Unutamadığım ama elbet bir gün unutacağım insanlar var; hayatımdan seneler , aylar çalan insanlar.. Hafızamdan silmek istediğim görüntüler var, aklımdan bir türlü çıkaramadığım sözler; duymamış olmayı dilediğim ama duyduğum..
Kiminin gözüne sokmak istediğim gerçekler var, ama bende saklı hala..
Artık insanlara ördüğüm kalın duvarlarım da var..
İçim kanaya kanaya güçlü olduğum anlarım var..
Ağrıyan bir diş gibi, sabahlara kadar bağrımda sakladığım çok uzun gecelerim var..
Yorgunluklarım, kırgınlıklarım..
Ama sevinçlerim de var, sevdiklerim de.. Herkes gibi, herkes kadar..
Bir yolculuksa hayat, inişlerim, çıkışlarım, yollarda kalışlarım var..
Şimdilik bu kadar..
Ha.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Bugün de Böyle Olsun.. Murathan Mungan

BUGÜN DE BÖYLE OLSUN..

Bugün de dursun kitap, dağ sussun,yıldız sussun, çağırmasın uzak..

İçim kırk bir mağara, kaybolsun iplerim halatlarım, kırk biri de kör olsun..

Dünya çok, dünya az, dünya dar..
 



Köyde olsam dağa çıkardım şimdi, dinene kadar..

Gece olsun, kurttu kuştu bir olsun; annem olsa kucağına yatardım..

Bugün de böyle olsun.. /  Murathan Mungan

10 Haziran 2012 Pazar

Bir Kalp İçin Seçilmiş Acı..














Eskisi kadar özlemiyorum seni,

Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..

Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..

Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.

Biraz yorgunum..

Biraz kırgın..

Biraz da kirletti sensizlik beni !

Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama

'iyiyimler' yamaladım dilime.

Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,

Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..

Gel diye beklemiyorum artık,

Hatta istemiyorum gelmeni..

Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.

Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum,

Benim derdim yeter bana, banane !!

Alıştım mı yokluğuna ?

Vaz mı geçiyorum varlığından ?

Tedirginim aslında, ya başkasını seversem ?

İnan o zaman seni hayatım boyunca

AFFETMEM !!

Özdemir ASAF

Ama Hissi Kaybolmuş Her Hatıra, Şimdi Kuru Bir Bilgi.. / Nazan Bekiroğlu


9 Haziran 2012 Cumartesi

Kırmayın Be! Kalp Bu Yani!..



Biri senden vazgeçtiğinde, ardına bile bakmadan gitmek gerekliymiş, bunu ne kadar uzun bir süreçte fark ediyor insan.. Kalmaya çalışmak, ısrarla sevgini anlatmak, hataların  hepsini omzuna almak, ne kadar yanlış ve yersizmiş.. Bu durum değerini yitirmene sebep olurmuş.. Üstüne üstlük bir de sahiplenmeye çalışmak, kaybettirirmiş elinde olanları da..

Git, dediklerinde, durmayacaksın orda bir an bile.. Sana git, diyen; senden vazgeçen, gitmeyeceğinden, gidemeyeceğinden öyle emindir ki, gidebileceğini göstereceksin..  Seni kaybetmeyi göze alanı, yok saymayı bileceksin.. Geçeceksin, o derin aşk sularından.. Yaşayacaksan, içinde yaşayacaksın aşkını, kıymet bilmeyene harcatmayacaksın.. Koruyacaksın aşkın onurunu.. Acılarınla koyun koyuna, hatalarınla yüzleşerek, sevgini içine gömüp, taşlara bağrını basıp, gideceksin..

Bir kez gitmeyince insan çünkü, ilkinde gitmeyince, kezlerce duymayı kabullenmiştir 'Git!' sözünü..
En onurlusudur, gitmeyi bilmek.. Sular durulup, parçalar yerine oturunca; zamanla, evet zamanla yüzleşince ağrıyan yanlarınla, tuz basınca kanamalrına, pişince yara, bırakınca kendini suçlamayı ve hataları eşit dağıtınca, alışınca yüreğindeki sızıyla yaşamaya.. Gitmekle, gidebilmekle ne kadar doğru bir karar verdiğini anlar insan, gidebilmişse eğer..

Hakkıyla tutarsın o zaman işte yasını, kalkar gözündeki perde görürsün ne çok sevip ne çok sevilmediğini..
Benim sevgim, der, susarsın.. Nelere benzetmezsin ki o zaman yüreğindeki sevgiyi.. Çirkinliği, kötülüğü hak etmeyen her güzellik, senin sevgin oluverir.. Çiçeklerden çıkarsın belki de yola, onca acıdan sonra, bir güzellik yapmak istersin kendine ve benzetirsin içinde taşıdığın duyguları kuşa, çiçeğe, böceğe..

Sahi benim sevgim hangi çiçek olurdu diye geliyor aklıma şimdi? Sevgime bir çiçek adı verecek olsam, 'kaktüs' derdim ki, çok da severim kaktüsü.. Neden mi kaktüs? En azıyla yetinen, en uzun ömürlü.. Bir kaktüsü de tüketebiliyorsa insan, tüketemeyeceği hiçbir sevgi yok artık diyorum.. Ne kıymetsizmiş benim kaktüsüm, zavallım ki, yokluğunda canı 'acı' madı kimsenin, çare bulunmaz, ilaçsız yaralar bırakmadı kimsede.. İnandığı kandığı, doğru aşk değildi belki de.. Doğru aşk, bir kez verilmişti, başka bir yüreğe.. Neyse...

Küçük Prens'in 'Gül' ü olmak isterdim..Rüzgarlara karşı bana korumalık yapsın, yapraklarımı zararlı böceklerden korusun, bir tek dikenime ve uzun sorularıma sevgiyle katlansın.. Beklerdim onu öylece, hangi gezegene giderse gitsin, beni unutmayacağını ve hep seveceğini bildiğim bir güvenle..

Evet, güven.. Ne kadar da ayakta tutuyormuş sevgiyi ve ne kadar yıpratıyormuş güvensizlik.. Yüreği aşığın, ne kırılganmış... Sevilmemek değilmiş aşığı kıran, beklenti perdesinden çoktan sıyrılmış çünkü.. Kaldırılması güç sözlere muhatap olmak, aşığa değil de en çok aşka ağır gelirmiş, gelirmiş de, çekilirmiş aşk, sessizce köşesine.. Biri anlar mı beni, dinler mi sessizliğimi demeden, aşkla aşık hemhal olup söyleşmeye dururmuş.. Bu yüzden bitmezmiş aşk.. Küçük oyunlardan, ağır sözlerden, güvensizlikten, ihanetten, usulca sıyırıp kendini, kirletmeden kimyasını susarmış.. Bu yüzden aşık bırakırmış arayışı.. Aşkı bulmuştur bir kez.. Hem öyle bir buluştur ki, kendinden öte, kendinden ziyade oluştur..

Nerden geldik nereye.. Başlattık ve bitirdik bir aşkı..
Neler kalır biten bir aşktan geriye? Neler söyler dil, ne yazar kalem? Karşılıklı bir sessizlik hüküm sürerken, bu gizli anlaşmayı ne bozabilir? Neler kalır biten bir aşktan geriye?

Gökyüzüne asılı kalmış bir gülüş.. Çok uzaklardan göz kırpan bir bakış.. Yürünmüş yollar.. Yudum yudum çaya karışmış dumanlar.. Birlikte okunmuş bir kitap.. Daha neler neler..
Neler kalır bittiğini sandığın bir aşktan geriye?.. Küle dönmüş bir yürek.. Suskun bir dil.. Söylenmemiş sözcükler.. Yarına adanmış şiirler.. Dalgın bakışlar.. Buruk tebessümler.. Daha neler neler..

Çok uzadı bu yazı.. Daha da gider.. Gersini her okuyan kendi hikayesinden tamamlasın.. Gitmeyi başarabilmişse eğer...

Ha.

4 Haziran 2012 Pazartesi

'Aynı Şehirde Yaşıyoruz, Hiç Karşılaşmadan..'


'Böyle de Yaşanır Ayrılıklar.. 'Uzak' Diye Bir Yer Yok.. Paylaştığımız Gökyüzü Buluşturuyor Bizi..'

Kim Bağışlayacak Beni / Birhan Keskin (Kitaptan Pasajlar ya da Kırık Bir Aşk Hikayesi..)




Serin bir rüyanın hatrınadır, çektiğim dünya ağrısı..



O, beni sahilden,kendimi gömdüğüm sertleşmiş ıslak kumdan aldı..
Ben, bana düşen acıyı da neşeyi de yaşamıştım diye düşündüydüm..
Yani yoktu sedefimden başka şeyim..
Derin denizlerle, soğuk denizlerle, tuzla, dalgayla boğuştuydum ben..
Kendi içine kıvrılmış, rüyasını unutmuş soğuk taş değil miydim artık ben?..
O bana bir rüya verdi,inanamadım..
(Bademin neşesi, dedi, al bak, dedi, kısacık, dedi..)
O benim sedefime elledi..


Ruhumdaki sabır, kalbimdeki aşkla kurdum
kor dantellerden bu yolu, ormanın altına
yeter ki oku onu.
Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,
ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya;
katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya.
Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya.
Ah! yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,
büyüsün, genişlesin, dolansın ömrümü;
kapısı kapalı çoktandır, penceresi dargın.
Kim anlayacak bu kor işaretleri?
Kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan.
Ovada ve dağda saklı bir mavi için
düştümdü yola. Benim de yaban bir çığlığım vardı,
çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgara.
Kışa girdik kıştan çıktık
ama değişmiyor insan, karınca duası diyorlar, ördüğüm yola..


Aşktın sen, çimene düşmüş ışık, ağrıda gizli sözümdün..
Bu yüzden parçalanarak yaşlanıyorum ben,
Bu yüzsüz çağda, sen içimde duruyorsun büsbütün..

İşte zokayı yutmuştum ben o zaman..
Ah dilim yaralı, konuşamam..

Keder saldı içime, bir denizden bir midye..
Taşı gördüm, ağırlık indi dilime..

Yokluk ateşiyle tutunduk varlığa..
Çatladık, kırıldık, ağrıdık..
Sarıydı kum çünkü, gökyüzü sarı hatıra..


Sevgili gül,-gül sen bana gül!

Sana onca kuşatmadan birikmiş ter içinde,

yorgunluk içinde geldim.

sorma bana, nedir karşılığı aşkın bir insanda

savaşın, cinnetin kıyametin çağında..


Sevgili gül, sana kendimde kanayan kazandan 
 birikmiş, sonra silinmiş sularla geldim.

Sorma bana, nasıl kurulur ömrün kaygısız  bahçesi, bir ayağım tek hücreli bir hatırada,

Bastığım bin yıllık toprakta öbür ayağım.. Yaktığım kadar yandım.. Yaşım başıma vursun geçtim aşk dediğimden,-gülme bana..

Ah uçsuz bucaksız uzuyor aşkım da, kendim yazda kavruk yaprak kadarım..

Dediler ki, olgun bir meyve var,
sabır perdesinin ardında..
Dünya sana sabrı öğretecek, olgun meyvenin tadını da..

Bana kalsa susardım daha, ama dilimdeki paslı kilit çözülür belki, sapaya kaçmış cümlelerim uğuldar, içimin kurtları kıpırdar diye gıcırdandım takatsız..
Gördüm hepsini, gördüm..
Sabrın sonunu!
Biri gelse, biri görse şimdi,
Rüzgar sallıyor beni..



Toprak gibi ikiye ayrıldığımı gördüğümde, yerin dibine geçmeyi diledim..

Ben senin sınırlı gövden ile, beni sonsuz sarmanı diledim..
Uykum seninle, kışın kolları arasında devrilerek dönerek tamamlansın istedim..

Aksın içim desiyah bir nehir gibi dolanan keder..
Unuttuğum dünya, unutmaya çalıştığım ne varsa bende durmasın..
İçimde öyle çok ki, her gidenden biriktirdiğim melekler..

Kim sana verdiklerimi senden aldıklarımı çözebilir?..
Birbirine dolanan hayaller yumağıdır hayatımız, hayalleri dik tutmak gerekir..

İnanmak istesem de senin gidişin koca bir yalandır bende..

Hiç bilmedim, konuştuklarımdan ne anladın..
Ormanın korkunçluğunu söyledim, ovanın sessizliğini sustum
Sen uzun bir uykuyu uyudun, ben düş gördüm..

Ben incecik bir yazıydım, sana yazıldım sana döküldüm..
Katlandığında kendine sen, ben içinde kaldım..
Bir papatya kurusu gibi dilsizim işte..
Yazamadığım mektuplarda biriktirdim kederimi..
Sevgilim, günün belli saatlerinde unutmayı deniyorum seni..
Taşın sabrı, suyun ruhuyla büyüttün beni,
Bundandır her gittiğimde aklımda kalma fikri..
Anladım mana yok acıdan başka,
Akşamın kör karanlığı vursun alnıma..


                        İçinde çiçekler büyüttüğün zamanlardı
Irmağında yıkandım, rüzgarında kurudum..
Eğildim dünyayı kokladım,
Bir iyilik oldum güzel ağzında..
Gözlerinde yıldızlar gezdirdiğin zamanlardı,
Gövdenden gövdeme akan bir karanfil gecesi..
Denizine geldiydim senin, kendimi seninle değişmek için..

Uçurumu anladım, inadım bitti artık..
Uçurumu anlayan haklıdır
Uçurumu anlayan, susar..

Ve ben kimseden çıkartmadım öfkemi..
Saçlarımı uzatmak için,
Sigarayı bırakmak için kimseye söz vermedim..
Kimseye yakın değilim inan..
Susmaktayım artık, uzağında değilim unutmanın..

İŞTE BENİ YÜCELTTİĞİN MERMER,
iŞTE YARAMA DÖKTÜĞÜN TUZ,
BU DA ATEŞ, BENİ YAKTIĞIN,
İŞTE BENİ GÖMDÜĞÜN TOPRAK,
HEPSİNDEN BİR PARÇA AL..
BENİ SANA HATIRLATACAK KADAR..

Birhan Keskin / Kim Bağışlayacak Beni





Gecenin Tam Üçünde..




Bir gül biter içimde, adı aşk olan..

Ne Çok Sensizlik..

 
Anılar Defterinde Gül Yaprağı
 
Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum..
Başıma düştü sevda ağı,
Bir başıma tenhalarda kahroldum..
Sen kimbilir rüzgârlı eteklerinle
Kimbilir hangi iklimdesin?
Ben,
Sensiz bu sessizlikle
Deliler gibiyim sensiz
Bu sessizlikle..

Ayrılıkla başım belada,
Gözlerini çevir gözlerime,
Yoksa sensiz bu sessizlikle,
Deliler gibiyim
Sensiz bu sensizlikle.. / C.Zarifoğlu

Bir Zarif Adam / Cahit Zarifoğlu

Ne İstanbul ne yeryüzü, yetmedi gidermeye hüznümü.. Kusura bakma gözlerim, yordum seni..

1 Haziran 2012 Cuma

Sana..

Sana adanmış yağmurlarım var; yeşillerim, allarım, yaşanmamış yarınlarım..
Nedir bir şehrin inceliği, bir bakış nerede yakalar insanı?.. Çizgilerine basmadan yürüdüğün kaldırımlar nerede biter?.. Kayıp zamanlar hangi köşede tutar yakandan?.. Soramadığım sorularım var benim sana, söylenmemiş, birikmekten yorulmuş tümcelerim..
Uykusuzluklarım var benim sana, dibe vurduğum gecelerde notalara dökülmemiş dizelerim.. Yolculuklarım var benim sana; gelişlerim, duruşlarım, yerini yadırgayan menekşe misali geri dönüşlerim ve belki de aslında hiç gelemeyişlerim.. 'Git' lere mahkum bir yüreğim var sana, yazgısı ezelden tayin edilmiş..
Tebessümlerim var, dudaklarımda donup kalmış, gözyaşlarım ki, uzun zamandır kendine akmış.. Verilmemiş sözlerim var, verilip de tutulamamış, en çok da bundan ağırlaşmış sözlerim..
Daha neler neler.. Acıyan bir kalp.. Buruk bir geçmiş.. Olmayacak bir gelecek..
Duruyorum bir boşlukta.. Atamadığım adımlarım var benim, sana kapanmış yollarda..

Ha.

Sözde Kalır Sevgilim, Sözde Kalır Bütün Sözler.. / Birhan Keskin

Her gün bir kez bu kitabın başına geçtim. Her gün bir kez dışarı çıktım kırık bir bulutla yürüdüm, her gün bir insana bakıp, yüzümü yere eğdim. Her gün bir gazeteye boş gözlerle baktım. Her gün birileri konuştu, onları dinliyor gibi yaptım. Her gün bir kez 'nerdeyim' diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın. Her gün adalet ve zalimlik üzerine düşündüm. Belki de her şey. Her gün bir barbar, bir medeni ile gezdim sokaklarda. Minareleri her gün sabaha ezan sesleriyle ben açtım. Her gün bir perdeyi aralamaya çalıştım. Her gün hiçbir şeyi anlamadığımı düşündüm, her gün her şeyi anladığımı düşündüm. Güvercinleri yolculadım. Her gün, günlere dayanamadığımı düşündüm. Kitapları alt alta dergileri kıvırarak yan yana dizdim. Ne idüğü belirsiz yerler benimle yürüdü. Gördüğüm her 'cümle' bana bir bıçak gibi battı, anlamadım. Her gün bir taş parçası söktüm içimden. Her gün uyku beni koynuna alsın diye yalvardım. Her gün, gün bitiyor gece bitmiyor dedim. Her gün işlerin beni avutmadığını gördüm. Ayrılık günlerini sonradan niçin sisli bir perde gibi hatırlarız diye sordum. Öfkeni unutma dedim kendime her gün, unutursan düşersin dedim. Her gün en az bir saati ayakta durmaya, dimdik durmaya ayırdım. Her gün ömür sözcüğünü bir kez kalbimden geçirdim. Her gün ömür sözcüğü kömür gibi tınladı içimde. Her gün sana içimden bir kez 'sevgilim' diye seslendim. Her gün sana bir kez 'zalim' diye seslendim. Her gün, yan yana oturup birbirine rikkatle bakan iki yaşlı kadını düşündüm. Her gün o kadınların bu fotoğrafı yırtıldı dedim. Her gün 'ah' ettim bir kere, bir kere o âh'ı geri aldım. Her gün 'yol arkadaşım' dedim, kahırla kapladım sözlerimi. Her gün acını tattım. Her gün unutmak için değil, unutmamak için ağu kattım kalbime. Her gün insan olmak ne çok kusur içeriyor diye düşündüm. Her gün bir kilidi açmaya çalıştım. Başka bir şey vardı, başka bir şey; ben sana dünyanın değil yeryüzünün diliyle seslenmiştim. Çile nedir, günah ne? Bana ne bunlardan. Dünyanın merkezi sendin her gün ben senden uzayan uçsuz bucaksız bir kara..
/ Birhan Keskin- Y'OL

Bundan Sonra.. Ferhat Göçer


Artık sendedir acım
Gazel döktü ağacım
Hasretini ilacım ederim bundan sonra

Deliyim sen gideli
Beni benden edeli
Neyse aşkın bedeli öderim bundan sonra

Vurdun gönül kuşumu
Zehir ettin aşımı
Ben de alıp başımı giderim bundan sonra

Artık sevdan acıtır, her yanımı kuşatır
Ölsem bile yaşatır kederim bundan sonra

Deliyim sen gideli
Beni benden edeli
Neyse aşkın bedeli öderim bundan sonra

Yıkık viran tahtımız ne kötüymüş bahtımız
Böyle miydi ahtımız ne derim bundan sonra

Vurdun gönül kuşumu
Zehir ettin aşımı
Ben de alıp başımı giderim bundan sonra..