31 Temmuz 2012 Salı

'Tek Kelime Yeter.. Ama Ya İnsan O kelimeyi Bulamazsa..' Virginia Woolf

İnsanların sözlerine inandım,
Bağışlayın beni otlar böcekler,
Sessizlik açan taşlar..
Sen de, hiç yaşlanmayan yağmur..
Geç öğrendim büyüklüğünüzü..

Şükrü Erbaş

Sevgisizliğine Bir Kalp Verdim.. Artık Geri Ver..


Sana olan sevgim, deli bir ırmaktı, hep senden yana akan..
Suları köpük köpük..
Sana olan sevgim, inancımdı.. Gözü kapalı.. Kör bir inanç..
Sana olan sevgim, bir kuşun kanadının ürkekliğiydi..
Hep kaybetme korkusunu her tüyünde saklayan..
Sana olan sevgim, çatı katına saklanan o en kıymetli hazine gibi, gözlerden, dillerden sakındığımdı..
Sana olan sevgim, uyuduğumdu.. Uyandığımdı..
Gökte ay doluydu senle..
Sana olan sevgim, yağmurlarda ıslandığımdı ..
Ayaz keserken dünyayı, yüreğimde ısındığımdı..
Acıyı gördüğüm, ihaneti tattığımdı..
Benden aldıklarındı..
Bir daha hiç mi hiç yerine koyamadıklarındı..
Gökle yerin arasında, duyduğum ve gözümü kapattığım yalanlarındı..
Acımı mühürledim..
Sevgimi yüreğime hapsettim..
Sevgiyle sarıp sarmaladığın bütün yalanlarını sana iade ettim..
Artık gidebilirsin..

Ha.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

'İnsan Bazen Ağlamaz mı Bakıp Kendine?..'

Zamanın eli değdi bize, çoktan değişti her şey..
Aynı değiliz ikimiz de..
Zaaflarına bir gece, hatalarına bir nilüfer,
Sevgisizliğine bir kalp verdim..
Artık geri ver..
Geri veremezsin aldıklarını.
Artık geri ver..
Geri verilmez hiçbir yanılgı..
Yokluğuma emanet et, sen de benden kalanları..
Her şeyi al,
Bana beni geri ver,
Bir şansım olsun..
Başka yer, başka zaman..
Sensiz ömrüm olsun..

Murathan Mungan

'Senin Uçurum Gibi Gözlerin Vardı, Benim İntihara Meyilli Sevmelerim..'


Onu kırmış olmalı yaşamında birisi..
Dinledikce susması, düşündükçe susması..
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası..

Özdemir Asaf

29 Temmuz 2012 Pazar

28 Temmuz 2012 Cumartesi

'Kanayan Bir Öyküdür İçimizdeki Bozgun..'


SUSKUN
Susardın ve kar yağardı..

Gözlerinde başlardı gece,
Yarım kalmış kitaplarda biterdi.
Alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman,
Kırılmış aynalardı..

Susardın, durmadan susardın
Ve kar yağardı

Ocak ağaran saçlarımdı,
Şubat hayırsız bir evlattı, kaçaktı..
Ve uzaktı yaz, bir anıydı.
Mart'ın izlerini taşırım bedenimde,
Aynı masalın ikizleri gibiydi günler,
Nisan saçlarımda ıslanırdı hep..

Susardın, durmadan susardın,
Ve yağmurlar başlardı..

Çok bekletti bizi,
Hiç vaktinde gelmedi mayıs..
Haziran Aram'dı ya da öyle biriydi.
Temmuz bir düştü belki..

Yaraları sarar gibiydi,
Ağustos yıldızlarla basardı gecemizi,
Bir gül suçüstü yakalanırdı,
Eylül bir çocuğun çığlıklarıydı..

Susardın, durmadan susardın
Ve rüzgârlar başlardı..

Yolunu yitirmiş bir gezgin gibiydi ekim,
Sürgünlere uğurlardık kendimizi..
Kalan mı bizdik, giden mi,
Bilinmezdi..
Kasım rüzgârda bir yapraktı
Ve biraz ıtri,
Kendi sesiyle irkilirdi..
Aralık günlerin son neferi..

Soluk bir düş geçse de
Hiçbir mevsim gözlerin kadar
Acımasız kullanmadı neşteri

Susardın ve kar yağardı..

A.Hicri İzgören

Öyle işler var ki yarına bırakılmış, bugün için bile geç.. / Nazan Bekiroğlu

Hayat bir denizdi çokça kalbini kalemle ve yazıyla yormuş kişiler için..

Duracağı günü bilmeden denizde yol alırdı her kaptan ve bir yandan ağa takılanlara bakar bir yandan altını çizdiği satırlara dalardı...

Burada bir seyir defteri açıldı.. Altını çizdiği satırları ya da ağına takılanları yazmak isteyenler için..

İlk sayfanın ortasına kurşun kalemle şöyle bir söz yazıldı:

"Ateşi besleyen şey onu söndürebilecek şeydi aslında: Rüzgâr.."

Nazan Bekiroğlu

14 Temmuz 2012 Cumartesi

'Teldeki Bir Kuş Gibi, Kendimce Denedim Özgür Olmayı..'


Ey benim yitip giden dinginliğim,
Huysuz gözlerim, taşkın duygu ırmağım.
Sakınır oldum şimdi dileklerimi bile..
Yaşantım benim, düşte mi gördüm seni yoksa?
Sanki ilk yazın tınlayan erkeninde
AKTIM GEÇTİM PEMBE BİR TAYLA DÖRTNALA..
SERGEY YESENİN

Kalbimin Üzerinde Üç Nokta ...













 
Bugün çocukluğumun sokaklarına doğru bir gezinti yapmak istedim. Uzaktı ilkin.. Yolu karıştırdım, bulmak zor oldu.. Kırık dökük hayaller vardı yollara saçılmış, gençliğin izlerini taşıyan.. ..  Hiç yabancı gelmediler.   Hansel ve Gratel’in kuşları yemeyi unutmuş onları, yardımcı oldular yönümü bulmama.. Bir köşeye sinmiş, kayıp bir boşluğa dalmış bir genç kız aldı bakışlarımı.. Sanırım yitirdiği bir parçasının arkasından yollamıştı gözlerini..  Umutsuzca uzaklara.. Oldukça tanıdıktı gözleri, ıslaklığını yitirmemiş yıllarda.. Yaklaşmak istedim.. Sonra boşver dedim.. Boşver..  O kalmıştı artık o uzun ve derin boşlukta..
Cesaretim kırıldı aslında. Her köşe başında neyle yüzleşeceğini az çok unutuyor insan zamanla.. Geçmişi sulamak, canlanmasına çalışmak çoğu kez mutlu etmiyor insanı..
Ne kırık kabukları sarıp devam etmiştir yola insan, ne hüzünlerin üstünü yabancı tebessümlerle örterek son basamağı da çıkmıştır son bir umutla..  Kaç kez sahile ulaşamadan, kıyılardan gerisin geri dönmüştür  ya da sararmış bir akşamın eteklerinde kaç  gemiyi  yolculamıştır bilinmez limanlara..
Güz yağmurlar mı gün yağmurlar mı hangisini bulduysa ıslanmıştır da bir türlü ıslanamamıştır aslında..
Her yolun sapağında bir kez daha karıştırmıştır elindeki adres defterini; üstü çizilenler, yazısı silinenler, unutulmasın için tekrar tekrar yazılanlar.. Ve hepsinden bir parça kendinde olanlar..
Ne çok yorucu bir yüzleşmedir bu.. Kayıplar, kaçışlar, yollarda kalışlar.. Her seferinde bir kez daha kendini  diz üstü  buluşlar..  
Bahsetmedim sanırım yıllar boyunca kimseciklere, geceleri uykudan evvel gözlerimde kuruyan tuzdan, aklımdaki akreplerden, yüreğimdeki bestelerden,  öğrendiğim ihanetlerden,  geceyi kalbime dar edip sonra yine dost edinmeme sebep olan küçük oyunlardan.. Bahsetmedim..  Ve daha bahsedemediğim neleri sindirdim içime de kendime bile bir daha bahsedemedim..
Çok fazla uzaklaşmadan dönmek en iyisi.. Bir girdaba dönüşmeden deniz, alabora olmadan tekrar gemiler, eşikleri girişlerden henüz ayırmaya başlamışken, geri dönmeli.. Bıraktığın yerden devam etmeli oynamaya.. Kamburu, kimselere göstermeden yüreğe yüklemeli.. Dolanmadan dillerin, ehlileştirdiğin sözcükleri ikram etmeye devam etmeli..
Yarım kalmış öyküleri, ‘Her dağılmışlıkta bir yaşanmışlık vardır..’ cümlesiyle teselli etmeli..
İpliğini yumak yaparken hayatın, düğümleri atlamayı bilmeli..
Velhasılı kelam; hayat, işte tam da bu, diyebilmeli..

Ha.