30 Ağustos 2012 Perşembe

Gecenin Şarkısı.. Kaç kez Dinledim?.. Saymadım..


Çayın kalabalıkla arası iyidir. Kahve yalnızlık ister.. Ve bazen insan, iki kişilik yalnızlığa tek başına da sığar..

Öyle..

Bir kadın sizin için çabalıyorsa, sıkılmayın, sarılın.. Çünkü kadın inancını yitirdiğinde ipin ucunu bırakır..

İlhan Berk

28 Ağustos 2012 Salı

Aşk Bitti..

Sokaklar kedisiz üvey sayılır,
Ben budalasıyım aşkın,
Beni de boynu ıssız kediler
den sayın,
Nasılsa ağzım var dilim yok…
Kedilerimin kardeşiyim,
İnceliği ve mahcubiyeti onlardan öğrendim..
Beni turnasız türkülerin,
Beni solgun bir kedinin kalbinde unuttular.

Haydar Ergülen

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Kalbi Acıtan Ne Varsa, Sen Hepsinden Birazsın İşte.. / Ah Muhsin Ünlü

 Değiştin Diyorlar.Hayır! Kabul Etmiyorum.
Ben Kademe Atladım Sadece, Artık Uzun Uzun Susabiliyorum.. / Ece Ayhan

İnci Kimin Hakkı?.. / Nazan Bekiroğlu

Olanca sadakatiyle Mecnun'un aşkına karşılık veren Leylâ'nın bahtına sonunda karanlık düşer: Leylî.
Pervane ateşte doğar ateşte yaşar. Ateşe düşer ve ateşte ölür. Yangın hû yangınıysa, yanan bir daha yanmıyor. Cehennem ateşiyse, yanan bir daha, bir daha yanıyor. Yangından da nasip var..
Hangisi gerçekten yanıyor peki? Kalp mi, Pervane mi, Şem mi? Kalbi çıkarın aradan; üçüncü şahsın hissiz şiiri..
İnci kimin hakkı, istiridyenin mi, güzelin mi, hünkârın mı, tartışılır. Ama incinin payına düşen sadece kırılmak..
Sıradanı sıradışı kılmak: Adı aşk. Sıradışını sıradan kılmak: Adı aşk.
Taşırım zannettiklerini taşıyamamak, taşıyamam zannettiklerini taşımak. Bu da aşk.

Nazan Bekiroğlu

26 Ağustos 2012 Pazar

Ve İnsan Sadece Ölümle Kaybetmez Sevdiklerini.. / Üstün Dökmen

Bunca sevginin bir anda anıya dönüşmesi zoruma gidiyor. Dedikleri gibi, daha ne olsun, en kıymetli şeye mi dönüştün sen? Acı diner, gözyaşı da. Özlem bile azalabilir de bir tek anılar mı kalır yerli yerinde?
Peki!..

Nazan Bekiroğlu

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Yürek Sürgünlerine..


Senin kalbinden sürgün oldum ilkin,
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği..
Bütün törenlerin, şölenlerin, ayinlerin, yortuların dışında,
Sana geldim, ayaklarına kapanmaya geldim ,
Af dilemeye geldim, affa layık olmasam da..
Uzatma dünya sürgünümü benim..

Sezai Karakoç

Kara Trenler Geçti Önümden, Birine Bile Binemedim..

Kuşkusuz mahzun olmayı sevdim, belki de seçtim hep.. Kara trenler geçti önümden..
Kendimi kuytuya gizleyip, güzel olanı seyretmeyi sevdim, 'ölümlü dünya' başlığı altında..
Yazmayı her boşluğa, yazılmayı iki satır arasında, yazgının her getirdiğini kabulenebilmeyi sevdim..
Ben, şehir şehir dolaşırken, tüm sevinçleri 'ölüm gerçeği' tadıyla yaşamayı;
Yarım yamalak, az buçuk, ufak tefek olmayı;
Unutulup kıyıda köşede tüm yazılmışlarla beraber tozlanmayı sevdim..
Bir şey zannederken kendimi, hiç tamamlanamayışımı fark ettiğim yeri sevdim..
Ayrılırken de cesaret edip hiç dönemeyişimi sevdim..
Her hatada, her falsoda, her yanlışta, her kahkahada bir tokatla titretilmeyi, O'nun katında sevildiğimi umarak sevdim..
Kuşkusuz sevdim ben, sabah uyanamamak kadar gece uyuyamamayı..
'Ben' derken dilimi ısırmayı sevdim..
Alışmamak için zemine, ne varsa bana ait sandığım, toptan vermeyi sevdim..
Gittiğim yerde beni neyin beklediğini bilmemeyi, geçiciliği ötelere hiçlemeyi ve kendimi O'nun iradesine bırakıp hafiflemeyi sevdim..
Sevdim işte, kırmak yerine bir ince vazo gibi kırılmayı,
Her güzel manzarayı yaşamak yerine kıyısından seyretmeyi,
Neye talip olduğumu bana göstereni, sızım sızım dinlemeyi sevdim..
Kuşkusuz bir kendimi sevemedim, bir kendimle halleşemedim..
Kara trenler geçti önümden, birine bile binemedim..

Şiraze

Şimdi Dur Biraz.. Soluklan..

Bazen ufak bir ihmâl hayatı mahveder, bazen uzak bir ihtimâl değiştirir rengini mevsimlerin..

Ve bazen, aldığımız kararlar, değildir en doğru seçimler..

Söylenmesi gerekenler fazlaca ertelenir bazen, belki de en acı sözler yok yere erken söylenir..

Ve bazen hiçbir söz yerini tutamaz ufak bir sessizliğin..


Vardır en az bir sebebi tüm yaşananların, vardır her işaretin bilinenden başka bir anlamı
..
Ve vardır inan her kapının bir anahtarı..

Geç kalmak keskin virajlar aldırır bazen, erken atmak bir adımı, yolları aniden ayırır..

Bazen acırsın çaresizlikten sonsuz, ne yaparsan yap, neresi bilemezsin
Ve hiçbir bulmacayı eksiksiz çözemezsin..
Hiçbir sır tek başına taşınacak kadar hafif değil, hiçbir acı hafife alınacak kadar boş değil..

Ve hiçbir anı es geçilecek kadar önemsiz değil..

Her sır, kabını zorlar da bir yol bulup sızar dışarı..
Her acı yumuşatır, bakışlara yerleşen her sertliği..
Ve her anı öğretir her gün insana, nerede durması gerektiğini..
Her gün taşları tek tek dizersin sabırla, her gün yeni baştan kurarsın cümleleri, ağırlığını ölçerek..

Ve her gün, yeniden oynarsın her sahnesini yazılanların, bıkmadan, yorulmadan, sızlanmadan; bir an gelir bir esintiyle devrilir taşlar, savrulur cümleler ve yerle bir olur sahne..


Karşı duramazsın ölüme, itiraz edemezsin senin için seçilene; yazılmışları değiştirmek de, yanlışın yerini belirlemek de, eğriyi düzeltmeyi denemek de boyunu kat kat aşar;

insan olmak aczini o an anlarsın ve duruma noktayı koyan vurgu bir tokat gibi iner yüzüne..

Uzun öykülerde yorulursun, yüksek binalarda düşüşün resmini görürsün, durulmak için durursun, dal dediğin ne varsa tutunursun; ve her gün yeniden başlarsın saymaya: bir, iki, üç..


Kurşunî zamanların bitiminde biri çıkar karşına her şeyi boşverdirecek; bilinçsiz, sanki iradesiz ve akıldan yoksunmuş gibi kilitlenir, odaklanırsın; oysa bilmez misin, geçici olan ne varsa kendini adamaya değmez..


Camlar kırılır, nehirler çekilir, her gün onlarca tür dünya üzerinden silinir, eskiyenler tabîatın içinde kendi hâline öylece bırakılır; kimi kapılar hızla kapanırken yüzüne, hiç beklemediğin bir açıda kimi kapılar açılır..


Ve sen, çaresizlikten belki, zayıflıktan belki, cehaletten belki olanları seyretmekten öteye gidemezsin..


Şimdi dur biraz, soluklan; düşün ki biri var ya da bir şey sana an be an yaklaşan..


Şiraze

23 Ağustos 2012 Perşembe

Karalar Bağlamadın, Beni Anlayamazsın.. O Kalp Sende Oldukça, Gülüm Ağlayamazsın.. / Nurullah Genç


Aşıklar, kar zarar gütmez kurbanım..

Ben Yitik Bir Zamanı Arıyorum.. / Tarık Tufan

Mahallede aşağılanıp horlanan çelimsiz çocuklar gibiyim.
Oyunlara ancak adam eksik olduğunda kabul edilen beceriksiz çocuklar gibi.
Hayata katılmakta güçlük çekiyorum.
Benim mevsimim sonbahar.
Sokakların tenhalaştığı vakitler.
Tek kişilik oyunlar ustasıyım ben.
Tek kişilik özlemler, tek kişilik acılar ustasıyım.
Ben yağmuru arıyorum.
Ben yağmuru arıyorum.
Ben yağmuru arıyorum.
Ben seni arıyorum..

Tarık Tufan / Hayal Meyal

21 Ağustos 2012 Salı

Cehennem, İnsanın Yüreğinde Sevginin Bittiği Yerdir.. / Dostoyevski


Hüzün, aynadaki yüzüm.. Kırsam aynaları, sırmaları dökülse yalnızlığın.. Peşimden koşmasa gölgeler.. Sussa aklım bir an, beyaza çalıp tüm boyaları, boyasam boyasam boyasam yeri göğü en çok da içerimdeki kederi..

Ha.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Bugün de Akşam Oldu..


Yokluğunun üstüne indi bir akşam daha.. Yorgunluğumun üstüne sensiz bir gün daha.. Ayrılırken kara beyazdan, umutlarımın üstüne bir çarpı daha.. Bir kez daha seni çizecek geceye gözlerim, bir kez daha sana uzanacak boş ellerim.. Bir an daha geçmişe iç geçireceğim ve bir kez daha susacağım..

Ha.

Yağmur Sonrası..



Yağmur sonrası karanlıkta bir şehir
İçinde ben.
Şarkılar çalıyor taksilerin teybinden
Giderken sen...
Tüyleri ıslak kuşlar su içiyorlar çeşmelerden
Kimsenin umrunda değiliz,
Ne aşk
Ne ben..
Bir şey olmamış, bir yerinden vurulmamış gibidir şehir.
Her gidiş niye birbirine benzer.
Arabaların camlarını siler tinerci çocuklar,
Bir sigara parasına ömrümü anlatırım
Belki onlar dinler..

Çekip gidişin hangi şarkıya benzer,
Bulup çıkarırız karanlıkta bir şehrin içinden,
Çocuklarla beraber..
Neden kimsenin umrunda değiliz,
Neden?
Ne aşk
Ne ben..

Islık çalmayı bilseydim,
Biraz da kahretmeyi,
Hayır aç değilim, diyebilmeyi,
Canım istemiyorlarla çekip gitmeyi,
Denizi seyretmeyi kıyıdan,
martılardan dilek tutmayı becerebilseydim,
Belki kolay olurdu sensizlik,
Belki beni de alırdı koynuna hasretin derin boşluğu..

Yapabilseydim, kapıyı ardından ben kapayabilseydim,
Camlara vurabilseydim öfkesini sensizliğin,
Kırıp dökebilseydim senin gibi,
Bir de ayrılığı sevseydim olurdu sanki.

Şu senin gidişin biraz üzmeliydi yağmur sonrası bu şehri..
Elimi tutmalıydı Beyoğlu, koluma girmeliydi Üsküdar,
Geçer, demeliydi Baki'nin Kahvesi,
Sinema afişleri gönlümü almalıydı,
Göz kırpmalıydı Fatih'in ana caddesi, en azından Kadıköy biraz ağlamalıydı..
Olur, demeliydi Galata,
Samatya yanımda yürümeliydi tren raylarıyla,
Saçlarımı okşamalıydı Kasımpaşa,
Aşk böyledir demeliydi Bakırköy mesela..
Yüzüme rüzgarını sürmeliydi Eyüp Sultan,
Eminönü oturmaya gelmeliydi bütün kuşlarıyla,
Tophane demli bir çay söylemeliydi en kırılgan anımda..

Yağmur sonrası bu şehri kolkola geçmeliydim bütün arkadaşlarla..
Bir şiir yazabilmek için kocaman yalnızlığa, bunun için isterdim bu şehri yanımda..
Yağmur sonrası karanlıkta bir şehir,
İçinde ben.
Şarkılar çalıyor taksilerin teybinden,
Giderken sen..
 

İbrahim Sadri

Utancımı ört, kar tanesi, yalnızlığımı utandır.. Yalnızlığımı sil kar tanesi, beni bir daha kandır!.. / Nevzat Pınar



19 Ağustos 2012 Pazar

Yar, Yüreğim Yar..

Keşke demeyi sevmedim hiçbir zaman.. Şartlı cümleler düştü payıma.. Sustum. Anlamadın.. Bir anlasaydın sessizliğimi.. Nedensiz olmadığını hiçbir şeyin.. Çekip gidişimdeki serzenişi.. Çözseydin suskun dilimi.. Bunca düşürmeseydin soruları yüreğime, anlamayı deneseydin sadece..
Artık beklemiyorum anlamanı.. Anlatmaksa.. Yorgunum sana ifade edememekten kendimi..
Ne kelimelerim yar oldu sana ne susuşlarım, beni anlamana..
Bunca suskunluğumun ardından tek kelimen dahi, umut tohumları serpti içime..
Sevgin galipti sanki.. Anlamıştın sesimi bıçak gibi bölen sebepleri.. Ama yine sanki.. Unutmuşum, her şeyin bittiğini.. Ah dalgınlık işte ya da kuru bir inanma isteği.. Hem senin egon sevginden hep üç adım öndeydi, bir benim yüreğim, senin için her şeyden geride.. Okumayacağını bildiğim satırlarda sana sesleniyorum yine..
Kusura bakma sevgili, ben yine yanlış yazdım hikayeyi..
Sanırım bu hikaye artık gerçekten sona geldi (mi?..) ...

Ha.

Herkese Hayırlı Bayramlar Olsun :)


Türk Müziğinin Küçük Prens'i :)

17 Ağustos 2012 Cuma

Unutmak, Ne Uzun Kelime..

(Gecikmiş bir yazı.. Tepkisi önceden verilmiş de yazıya sonradan yansımış, o yüzden gecikmiş belki de..)
Unutmak, ne uzun kelime..
Affetmek, ne zor kelime..
Sevmek, ne ağır kelime..
Gözyaşı, ne içli kelime..
İhanet, ne kalleş kelime..
Aldanmak, ne ne talihsiz kelime..
Yalan, ne zorba kelime..
Umut, ne umutsuz kelime..
Güven, ne boş kelime..
İnanmak, ne acı kelime..
Uykuyu sen uyudun, düşü ben gördüm..
'Nur içinde yat kalbim, ben katilini çok sevdim..'

Ha.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Ağlarım, Hatrıma Geldikçe Gülüştüklerimiz.. Cemal Süreya


Ne yazılır ki bu saatte ne yazılmaz ya da?..Saat 05.20 Günlerden çarşamba.
Uzun bir aradan sonra yağmuru yakalamış olmanın iç huzuruyla geçtim yazının başına. Fonda 'Emel Sayın' mırıldanıyor, yalancı dünya gibi yalancısın sevgilim, sen mevsimler gibisin değişirsin sevgilim.. Yalanları, sevgiyle dinlediğim günler ne kadar da uzak şimdi.. Evet, insanlar hep aynı, ama hayat hep aynı kalmıyor işte..
Neydi bir zamanlar her şeye göz yummama sebep olan? Gerçekleri bile bile bir adım dahi geriye dönememem? İçimi acıtan acıya, bunca kör kütük bağlanmama sebep olan neydi? Neydi ki, aynı yaşananlar bugün ardıma bakmama engel oluyor?.. Yok ya bu şarkıyı paylaşmam lazım, dinleyin sonra devam edelim.. Bir de dinlerken ağlamasam.. Evet evet, hala :)



Evet, en başından bildiğim gerçek, her seferinde suratıma çarpılsa da çakılı kaldığım bir eşikten hiç kıpırdayamama sebep sevgi miydi? Ne çok yol yürüdüm, ne çok dağ aşıp patikalardan geçtim bu uğurda.. Her engeli aşmaya hazırdım da içinde olmadığım bir yürekte bu kadar ısrarıma sebep neydi? Hem de hep bir başkası için çarptığını bildiğim bir yürekte.. Kaç kez haykırdım bu gerçeği kendi suratıma, kaç kez reddedildi  bu düşünce.. Ama bazen gördükleri yetiyor insana, duyduklarını havada asılı bırakırcasına..
Neyse ya.. Klasik olacak ama bir o kadar da gerçek, hayatta her şey kısmet.. Tek tesellim, artık oyunlara yer yok hayatımda.. Çok kırılgan bir oyuncağım ben, oynayanın elinde kalıyorum hem sonra..
Güzel bir sabah.. Kuşlar, şarkılar, kırılmış olsa da şimdilik hala umutlar, gülümseyen bir gün ve gecesi dolunay.. Sever misiniz dolunayı bilmem ama benden söylemesi..

Ha.