30 Eylül 2012 Pazar

İşte Ben Hep Böyle Bildiğin Gibi: Kaderi Öpüp Başıma Komuşum.. Gülüşüm, Oturuşum, Konuşuşum; Belli Efendim, Besbelli Yaşamaktan Soğumuşum.. / Turgut Uyar










Her şeyden biraz kalır, diyordu hayat.
Kavanozda biraz kahve,
Kutuda birkaç sigara,
İnsanda biraz acı..

Turgut Uyar.

Oturup Umutla Bir Şeyler Unutayım.. / Turgut Uyar


Eylül de gidiyor kapatıp kapıları yüzümüze..
Biz zaten eylülü yaşamadık ki hiç seninle.. Bizimkisi kışa yazılmış bir hikaye, ayrılıkların mevsimine..
Birbirimize bir arpa boyu yakın, bir dağ ötesi kadar uzak olduğumuz bu darmadağın iklimde; söyleşiverdim yine sensizliğimle..
Hiç aynı yağmurlar yağmamış sanki üzerimize.. Birlikte ıslanmamışız bu şehrin parklarında, köşelerinde..
Tutmamış ellerim ellerini, değmemiş gözün gözlerime..
Aynı gökyüzüne bakıp, dalmamışız aynı saatlerde..
Gözümün ilk ağrısı olmamışsın, olmamışım yüreğine düşen ilk cemre..
Akşamların alacası inerken koşmamışım sana, en deli yürekle.. Beklememişsin beni en deli yürekle..
Son sigarayı yudumlamamışız birlikte,
'zaman ne çabuk geçti yine' tümcesiyle..
Ben, oturmuş kendimle bir hayal kurmuşum.. Kahramanı 'sen' olan bir hikaye uydurmuş, sonra da susmuşum..
Artık bütün sözcükleri tükettiğim bugünde, bir şey söylememi mi istiyorsun benden?..
Oysa bütün sözcüklerin dibe vurduğu, anlamını yitirdiği yerdeyim şimdilerde..
Öyle işte..

Ha.

28 Eylül 2012 Cuma

Kalp Caysa da, Vur Kıyılarıma; Yağmur Ol, Yağ Bana..

Gözlerinden hatıra bir eylül kaldı bende.. Bildiğim en güzel şiirdi gözlerin, sana veda etmek, bir şiiri unutmak gibi..
Ezberimdin.. Avuç içlerimin derin çizgileri gibi ezberlediğimdin..
Kırgınım.. Dağılmışlığımın adı, yaşanmışlık olsa da, kırgınım..
Suskunum.. O kadar çok konuştum ki.. Günlerce, aylarca, yıllarca.. Suskunsam şimdi, artık gücüm kalmadığındandır.. 
Yorgunum..
Biraz uyku.. Derince, huzurlu bir uyku..

Ha.

26 Eylül 2012 Çarşamba

Kaybettik Biz..

Sen de biliyorsun ki, kaybettik biz..
Baharlar kaybetti bizimle birlikte; yağmur dolu hazanlar, kışlar, yazlar kaybetti..
Kendim yazdım bu masalı ve sonunda oturup ağladım..
Kırık ve soylu bir şiir kaldı geride, ölümü imrendirecek güzellikte..
Ateşle yaktın beni sen, soğuttun yine ateşle..
Ardı güz, ardı kış bir kalp bıraktın geride; önü yitik bir cümle..
Kaybetti ayak seslerim sokaklarda,
Kitapların altı çizili satırları, kaybetti..
Şarkılar yalan, yok sonu ayrılıkların; şarkılar kaybetti..
Siyaha çaldı tüm renklerini, rüyalar kaybetti..
Ben de biliyorum ki, kaybettik biz..

Ha.

Öyle..


25 Eylül 2012 Salı

... Ve Ben Seni Çok Özledim..


'Şiir ol' diye başladım ve başladığım yerde kaldım..
'Benim şiirim ol' diye, seni ben yazdım..
Uzaktayım güya..
Güya, uzağın da uzağında..
Nereye yakın ve kime uzak, hiç bilemezsin..
Ben, isyanımın en asi tarafına sıkışmış, senin izlerini karalıyorum..
Adı, 'yüreğimin açmazı' olan,
Al isyanımı sen bastır..
Biliyorum, yanlış yerde, yanlış zamanda yine kendi kendimle dalgalanıyorum..
İçim bulanıyor, içim kararıyor, içim daralıyor;
Al tüm yenilikleri sen eskit..
Oysa ne şairim ne yazar, yoktur kelimelerde hükmüm..
Söylesem dinleyenim çıkmaz, yazsam bir okuyanım..
Dedim,'uzaktayım'
Dedim, 'senin uzağındayım'
Sen iyi bilirsin, her gün bir başka karardayım..
Al 'ah' ımı benden, sen yak..
Dardayım,
Yine bir yol ayrımındayım..
Varsa bir yolu,
Bütün yolları sana çıkar..

Şiraze

22 Eylül 2012 Cumartesi

'İçimdeki Denizden Kaç Dalga Geçtiğini Kim Saydı?..'

Sormayın beni.. İyiyim ben, bildiğiniz gibi.. Bir şeyim yok.. Bildiğiniz gibi işte, ben ve yalnızlığım.. Bildiğiniz gibi, ben ve hüznüm.. Yüzüm sonbahara dönük.. Avuçlarımda yazdan kalma kuş ölüleri, kanadı kırık çoğunun.. Yağmayan yağmurları beklemekteyim.. Kalbimin parçaları beni  bekliyor toplanmak için.. Dağılmışlığım ve ben, siyahlarım ve ben, suskunluğum ve ben, dalgınlığım ve ben, kederim ve ben, şaşkınlığım ve ben, yenilmişliğim ve ben.. İyiyim ben..
Yakınlar, hiç bu kadar uzak olmamış; uzaklar, hiç bu kadar yakından vurmamıştı..
Dilimde kekremsi tadı, yarım kalmış bir öykünün.. Adımlarıma eşlik eden kuru yapraklar..
Sormayın beni, iyiyim ben..
Bildiğiniz gibi.. Kuytu zamanın dingin soğukluğuna bir ön hazırlık.. Adımlarımı bilemekteyim..
Beni beklemeyin artık..

Ha.

'İsterdim ki, Gelecek Güzel Sofraların Çeşnisi İçin, Kurusun Diye Kilere Asılan Bir Ayva Dalı Gibi Sen Bul Beni..'



'Bir tek şeyi unutma, seni sevdim ben..
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma,
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim..
Bugün sardunyalarım da açmadı,
Belki de küskün renklere..
Ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım,
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım..
Sensiz soluyorum anlayacağın,
Mavi mavi ölüyorum..
Duyuyor musun,
Orda mısın,
Var mısın,
Yok musun?
Bir tek şeyi unutma, seni sevdim ben..
Yanarak,
Yıkılarak,
Aklıma her geldiğinde ağlayarak..'

20 Eylül 2012 Perşembe

Sevdiğin İnsanları Kaybetmeye Alıştığın Zaman, Hayatı Önemsememeye Başlıyorsun.. / Tolstoy

Suyum, Unum, Buğdayım,
Ben bir iyiliğim, diyorum;
Yitiklik duygusundan doğan..
Çoğalmak istedikçe azalmaktan alırım güzelliğimi..
Seçilmiş bir yalnızlığın içinden seslenirim, mahcup ve özgür;
Sevdiği herkesi bir kedere dönüştüren kalbimle.
Karlı bir boşluğa inen gece,
Çocuk kalır odamın yanında.
Kalabalığı kanıt gösteririm,
kalabalığın kendine:
Hiçbir yakınlık hiçbir hayale
Su taşımaz,
Buğday olmaz,
Un vermez..

Şükrü Erbaş

Bir de Bana Sor..



Ve benim gözlerim gördüklerimden yaratılmıştı o yıllarda,
Ellerim, dokunduklarımdan..
Dilimi sormayın, konuşamadıklarımdandı
Ve kanlı bir kitap gibi yatıyordu ağzımda..

Hasan Ali Toptaş



15 Eylül 2012 Cumartesi

Şimdi Ay Usul, Yıldızlar Eski; Hatıralar Gökyüzü Gibi Gitmiyor Üstümüzden.. Geçen Geçti, Geçen Geçti.. Geceyi Söndür Kalbim, Geceler de Gençlik Gibi Eskidendi.. Şimdi Uykusuzluk Vakti.. / Murathan Mungan


Ben Aklımı Eski Bahçeye Gömeceğim. Bu Yaylım Ateşlerinde Yıkanıp Sana Döneceğim.. / Birhan Keskin

Kalbim,
Ölü mevsimler gibisin..
Bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi..
Ama bitti mevsim,
Bir başka yolcu yok sana,
Fark etmez gibisin.

Kalbim!
Demir masanın küfü, örtünün yırtığı,
Camın kırığı, patlayan freni hayatımın..
Kalbim, anla, bitti mevsim..

Birhan Keskin

Her Ayrılıkta Kendine Saplanan Bir Hançer, Kendi Sabrını Deneyen Taş, Kendi Uykusuzluğunda Yatak Oldun.. / Birhan Keskin

&&&

Ben seni hep sevgilim ben seni hep,
Yüzünden geçen dalgalardan okudum.
Ellerine sevgi okudum, gözlerine şefkat okudum.
Annen seni inkar etmişti,
Aldım etime dokudum..

&&&

Ben başka bir şey olmak istemem,
İstemedim başka şey.
Sabırla sevgilim sabırla,
Acılarımız
eşitlensin bu şehirde
Diye diye.
Bu şehirde etten geçip kalbe erişene
Dek sabırla, tek, sabırla.
Kaç kişi var bu şehirde
Ruhunu sana kubbe,
Etmiş!


&&&

Büyük keder içerirmiş, gördüm, anladım,
Etten geçip aşka varanın sevgisi.
Bunun yanında sevgilim bunun yanında,
Etin ihaneti, kısaca
Hiçbir şeydir.
 

&&&

Varla yok arasındayım
Varla yok arasındayım
Hep, varla yok arasındaydım.
Zaten.
Ben bilmedim ki
Niye teyelliyim, niye?
Varla yok arasında
Varla yok arasında
Elimde bir kırık testi
Elimde bir kırık testi
Nereye bırakayım!

&&&

Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.
Bilemem, belki bu yüzden
Ben sana yanlış bir yerden edilmiş
Bir büyük yemin gibiydim.
Beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
Yine de döneyim döneyim istedim.

&&&

Onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
Titreme daha fazla kalbim.
Bağışla kendini artık onu da
Bırak gitsin.
Bırak gitsin.
O senin en ezel gününden kaderin
Sen onu nasılsa bin kere daha
Seveceksin.

&&&

Biz iyileşmeyiz diyor ilhan
Biz iyileşmeyiz bunu bil, diyor.
Biliyordum : ağırdı
Biliyordum : çok ağrıdı
Biliyordum : adım adım...
Ben seninle sevgilim
Mutsuz ama bahtiyardım.

&&&

Bir masal
Bir taş
Ağırlığında olabilir mi?
Olurmuş meğer.
Birlikte bir masala inanmak istedim
Ben seninle, sadece bu.
Sen beni tek
Tek
Tek
Bıraktın.
Benim artık taş taşıyacak,
Taş kaldıracak, taş atacak
Halim mi var!

&&&

O kadar uzun yol geldik ki seninle
Şimdi, sen ayrı ben ayrı olan o yolu
Nasıl yürüyeceğiz?
(Biz seninle yoldayken
Yanımızdan ovalar, ağaçlar; titreşen
rüzgârlar akmıştı.
Bir yolumuz olduğunu,
Yol kazalarını, yol yorgunluğunu o zamanlar biliyor muyduk?)

&&&

Akan sokaklarda yan yatmış otlara benziyorum
Rüzgârla yana savrulan dallara.
Aşk için ihanetle vuran aşk
Aşkmola?
Ah ciğerimin köşesi, kavrula kavrula
Kopuyor gönülbağım, sen bağla.

&&&

Sözde kalır sevgilim
Sözde kalır bütün sözler
Aşk çünkü, aşk çünkü kendine bir yol, bir ideoloji ister.
Bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar.
Sen sevgilim ilerde,
Biraz daha ilerde
Bir tarihe başlayacaksın, orası işte
Benim tarihimle başlar.
Ve say, geriye doğru, tek tek
Sende kalsın şimdi al bu taşlar.

Birhan Keskin

Nereye Saklar İnsanlar, Umutsuzluklarını, Uykusuzluklarını, Yorgun Acılarını?.. ' Uyku Bana da Yakışır mı?..'

Valiz
Valizimi hazırlamama yardım et..
Kollarından çekiyorlar saatin, kollarımdan çekiyorlar..
Bekçi elini düdüğüne götürüyor,
Yardım et.
Şimdi;
Şimdi çocukların üzerini açtığı vakittir, parmak uçlarıma basarak,
uyandırmadan örtsem onları ..
Uyku,hiçbir göze çocuk gözüne yakıştığı kadar yakışmaz..
Uyku bana da yakışır mı?

Valizimi hazırlamama yardım et :
Kelimeleri sol tarafa koy, söylenmemiş olanları,yürünmemiş yolların yanına..
Kollarını mavi gömleğimin boynuna ..
Ayrı ayrı koy, güneşli günlerle karlı günleri karıştırma..

Valizimi hazırlamama yardım et ..
Sağ köşeye biblolarımı koy, tahtadan,camdan,tenekeden biblolarımı..
Harcamadığım demir paramı,deniz kabuklarımı ..
Yolluk olarak bir elma, bir dilim portakal, bir hırka da koy belki üşürüm yolda..


Valizimi hazırlamama yardım et.
Kollarından çekiyorlar nehrin, kollarımdan çekiyorlar..
Bekçi elini düdüğüne götürüyor .
En üste koy şiirlerimi..

A. Ali Ural

14 Eylül 2012 Cuma

İki miyiz Tek miyim?.. (Eylül'dü.. / Cemal Süreya)

Eylül'dü.
Dalından kopan yaprakların sararan yanlarına yazdım adını..
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa..
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.
Eylül'dü...
di'li geçmiş bir zamandı yaşadığımız..
Adımlarımızın kısalığı bundandı..
Bundandı gözlerimin durgunluğu...
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,
Ellerin kadar ıssız, sen kadar zamansız molalar veriyordum..

Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz...
Eylül'dü.
İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin,
Şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun.
Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde.
Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman..
En çok sesini aradım.
Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ.

Eylül'dü.
Dalından kopan yaprakların sararan yanlarına yazdım adını..
Sahte bir gülüşten ibarettin oysa.
Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

Gözlerini sildi zaman..
Dedim ya… Eylüldü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin..

Cemal Süreya

Beni Böyle Sınama..

Beni böyle sınama, yetmez gençliğim; yetmez, iğdelerin çiçek açması..
Beni sen bilirsin, başkası değil..
Varsın yalan olsun tutunduğum dal, varsın yılan olsun..
Varsın zehir olsun tek tebessümün,
Tek kanadım kalsın düştüğü yerde..
Beni sen bilirsin, böyle sınama..
Demedim kimseye, senden bu acı;
Senden bu koca dağ, yazgım üstünde;
Senden bu ağzımdan sızan kan,
Senden, demedim..
Savurma yapraklarımı..
Aşkla ağuladın beni sen, aşkla..
Lal olayım yar, dedim, lal olayım, bir kez bana ismimi söyle..
Ben senin ismini hiç demeden gideceğim..

( Bundan uzun zaman önce 'Yitik Düşler' isimli bir dergide rastlamıştım bu şiire. Şairinden özür dileyerek, izinsiz kullanıyorum sayfamda, çünkü şairinin adını hatırlayamadım.)

13 Eylül 2012 Perşembe

Yaz Bitti..













Yazın bittiği her yerde söylenir, söylenmeyen şeyler kalır geriye..

Ve sonra hiçbir şey olmamış gibi ağır, usul bir hazırlık başlar, uykuya benzer yeni bir mevsime ..

Orda burda, ev içlerinde, kır kahvelerinde, deniz kenarlarında, incelen yazın akşam esintilerinde,
Zaman usulca sıyrılır aramızdan..
Ta içimizde duyarız gelecek günlerin geçmişini, başka ne gelir elimizden?
Büyük bir uzaklığa gülümseyerek, geçiştiririz ıskaladığımız şeyleri..

Yatıştırır rüzgarlar, dışavurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını, saklar bizi..
Gözlerimizdeki hüzne, "dinginlik" adını verir, "seni iyi gördüm" diyenler.
Biz de iyi hissederiz kendimizi, elimizden başka ne gelir ki?..

Köşebaşları, akşamüstleri, kokular, tozar gider zamanın boşluğunda,
Karışır anların kuytu belleğine..
Belki sonraları bir gün, hatırlanır aynı kederle..
Yazın bittiği her yerde söylenir, söyleyenler inanır gerçekten bir şeylerin bittiğine..
Yaz biter.
Eskir geceler, serin hüzünlü..
Yeni mevsime hazırlık, ömrün teğel yerleri.. 
Bir yanı telaş, bir yanı ürperten yaz sonu ikindileri; çıkarır sizi dalgın derinliğinizden, yaşadığınızı duyarsanız teninizde..
Bir zamanlar okumuş olduğunuz kitapları özlersiniz;
sıcak odaları, beyaz, temiz yastıkları, ahşap pancurları..
Yaz bitti.
Bitmeyen şeyler kaldı geride..

Yaz bitti .
Yaz bitti.
Yüksek sesle söylüyorum bunu kendime.
Her yerde söylendiği gibi..
Yaz bitti.
Yaz bitti.
Hiçbir şey, hiçbir şey, hiçbir şey..
Yalnızca üşüyorum şimdi..

Murathan MUNGAN

10 Eylül 2012 Pazartesi

Anlatsaydım, Anlar mıydın?..

Fotoğrafın Sahibine Teşekkürle..
Hiçbir şeyin aslında göründüğü gibi olmadığını..
İnsanın güçlü olmak adına kendine kumdan kaleler yapıp, onun ardına saklandığını..
Sevdiği belli olmasın diye, karşıya hep gözlerini kaçırarak baktığını..
Tekrar bağlanmamak için, kendine bahaneler üreterek uzak kalmaya çalıştığını..
Yürek özlemle yanarken, susmayı kendine dil yaptığını..
İçine gömdüğü sevgi, en içini acıtırken; onu küçümsemelerden, hafife alınmalardan değersizlikten korumak için, sarıp kendi yumağına, en sevdiğinden bile sırladığını..
Acımasın diye tekrar canı, olmadık bir anda terk edilmek yaralamasın diye, yalnızlığına sımsıkı sarılıp, kendini hayatında kimse yokmuş gibi korumaya aldığını..
Neler yaşadım, nelerden geçtim bu yüreği teskin etmek için, senin kırdığından daha çok kırdım belki de kalbimi, susturabilmek için; diye iç geçirip, sonra tekrar sustuğunu..
Sevgine inansaydım, güvenseydim sana, bir ömür beklerdim, diyerek, acıyla uzaklaştığını..
Daha neler var içimde anlatmadığım ve senin hiçbir zaman bilmeyip hiç anlayamayacağın, serzenişiyle yüreğini dağladığını..
Sahi, anlatsam, anlar mıydın?
Ne çok sevmişim ki ben seni, susmuşum bunca zaman, kaybetmemek adına..
Bir kez daha ayrılıkla baş başa..
Sahi bu kaçıncı ayrılık senden?
İnsan kaç kez ayrılır birinden?
Yolun açık olsun, diyerek giden sen, ne kadar  tanımamışsın beni..
Peki..
Yolun açık olsun sevgili..


Ha.

Ayrılığımızın Kışı Başlıyor..


Kış başlıyor sevgilim,
      Hoşnutsuzluğumun kışı başlıyor..
      Bir yaz daha geçti hiçbir şey anlamadan..
      Oysa yapacak ne çok şey vardı
      Ve ne kadar az zaman.. 
      Kış başlıyor sevgilim,
      İyi bak kendine..
      Gözlerindeki usul şefkati,
      Teslim etme kimseye, hiçbir şeye..
      Upuzun bir kış başlıyor sevgilim,
      Ayrılığımızın kışı başlıyor..
      Giriyoruz kara ve soğuk bir mevsime..

       Murathan Mungan / Yalnız Bir Opera'dan

9 Eylül 2012 Pazar

Mavi..













Sorsan, ikimiz de maviydik; ama birimiz deniz, birimiz gökyüzü...
Biz bu kadar aykırıyız işte...
Sen gökyüzüsün, dilediğince uçarsın, nefes alırsın...
Ben denizim gelgitleri olan, dipsiz ve tehlikeli...
Bana diyorsun ki aşık mısın?
İmkansız bu aşk..
Ne gökyüzü sevebilir denizi ne de deniz kavuşur gökyüzüne..

Seyide Doyran

Aşık Hiç Yalnız Kalır mı Hafız.? Yâr Çıksa Kapıdan Hasreti Gelir.. / Serdar Tuncer

Ben seni düşünüyorum seni,
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi..
Kalbim, diyorum kalbim;
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi..
Aşkı anılar besliyor, düşler kadar.
Bu yüzden diyorum ki, aşk eskidikçe aşktır,
Sevgi eskidikçe sevgi..

Cemal Süreya

6 Eylül 2012 Perşembe

Her Sonbahara Adamışımdır Bu Yazıyı.. Okumayacağım Diyip, Defalarca Okumuşumdur..

...Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını 
yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var 
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. 
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir 
keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce 
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, 
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir 
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür 
hanım? 

Yağmur yağıyor Ömür hanım...Gökten değil, yüreğimin 
boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...Ve ben sonsuz 
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi-
diyorum. Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka-
tından?
Öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim, 
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. Koşullarım beni 
oluşturdu ben acılarımı buldum. Herkes gibi yaşasaydım 
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi 
avutmaya beni. Bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice 
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya... 

Oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının 
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla 
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. Öyle bir tüketmek 
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...Bir ben ki tüm ilişkilerin 
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir 
Ömür hanım? 

Yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. Kurşun 
aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan. 
Belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. Sessizlik 
sesten -hele de güncel ve kof-  her zaman iyidir; düş gücü, 
iç zenginliği verir insana. Dünyanın usul usul ağaran o 
puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin 
akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. Anlık 
izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü, 
kalıcı ömürlüdür...Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi, 
bizi değişmek çirkinleştirir de. 


Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir 
adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz 
olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı 
yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya-
şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız, 
ne yerinde ne yersiz...

Dünya bir testidir, de, Ömür hanım, ömür bir su...Sızar 
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir 
yudum mutluluk için. Ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. Yerde birkaç damla 
nem, bir avuç ıslaklık...Ölümü bilerek nasıl yaşar insan, 
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün 
acıların anasıdır, de...
Sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. Değişik şeyler 
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. Yıldım ömrümün ka-
lıplarından. Beni duy ve anla.

 Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim. 
İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş 
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim 
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir 
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, 
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü 
ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.

 
Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak 
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir 
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk, 
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş 
umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, 
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?

Şükrü Erbaş
 

Cam İle Taş

Gözlerinle dilin arasına gerili uçurumu seviyorum..
Kekeme özgürlüğünü seviyorum..
Susuşundaki hıncı seviyorum..
Kalbinde ürperen kışı seviyorum..
Ellerindeki bilge zamanı...
Denizi yağmurdan korumaya çalışan çocukluğunu seviyorum..
Evlerdesin, dışarılar hüzün, eşyalar ayakta..
Senden ayrılanı seviyorum, sana kavuşanı seviyorum..

Uzun cümlelerle konuşuyor kalabalık, bir sözcüğe sığdırdığın dünyanı seviyorum..

O gölgeyim taş dibinde, bir çürüme bilinci hükmüm yok bahçende diyorum..
Üstüme elediğin şefkati seviyorum..

Dişlerimin arasında bir ishak kuşu, eğiyorum ya başımı…
Çaresizliğime tuttuğun aynayı seviyorum..
 
Şükrü Erbaş

Yavaştır Yaşamın Anlamı, Sızlayınca Anılar, Acıtır Yaşanan Anı..

'Birleştiremiyorum, içimdeki kopukluklarla dışımdaki bozuklukları.. Ayırt edemiyorum, içimdeki kıpırtılarla dışımdaki tangırtıları.. Şaşkınım hala; biliyorsun şaşkınlığım çok ötelerden kalma..'