25 Kasım 2012 Pazar

“Kar yağacak, bembeyaz olacak unutulmuşluğum” diyor Edip Cansever. “Kırmızı bir atkı al sade, yalnızlığını saklar. Edip cansever okuma bu mevsim, ruhunu sakatlar.” diyor Cemal Süreya.

Ama kim ne derse desin, sen bildiğini okuyorsun.. Ruhunun sakatlanması pahasına, kırmızı atkılara sarınmadan yoldaş ediyorsun kendine, Edipleri, Süreyaları..
Dip akıntısı iyidir bazen, yüzeyi daha net görmene yarar.. Vurgun yeme riski de var tabi ki, ama 'acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir', der gibi bir şey işte..

Ha.

23 Kasım 2012 Cuma

Adımlarımı Sayıyorum, Aklımdakileri Susmak İçin..























Kelimeler sardım, kuşların kanadına, kelebeklerin tozuna, rüzgarın dokunuşuna, güneşin sıcağına, yağmurun ürpertisine, yaprakların sarısına, toprağın karasına, kaldırımların boşluğuna, parkların loşluğuna, gecenin ayazına, yıldızların duruşuna; kelimeler sardım..  Biraz özleme boyadım rengini sözcüklerin, biraz sitem kattım içlerine; biraz yüreğimi akıttım, biraz acı..
Gördüğüm her surete bir kez baktım, kalabalıkları aralayıp kayboldum aralarında. Adımlarımı saydım, aklımdakileri susmak için. Çokça yürüdüm, çokça sorguladım, çokça hak verdim kendime en ağır mahkemelerde; çokça yargısız infazlarda astım kendimi.. Bazen tütün bastım kanayan yerlerime, bazen geceyi kuşanıp yüreğime akıttım gözyaşlarımı.. Yüzükoyun kapaklandım kimi, burnumun dikine çakılıp; kimi bir ‘ah’ tan ördüm dünyamın dört bucağını..
Güvendim, inandım, sarıldım; yanıldım, yenildim, yoruldum.. Bir boşluğa seslendim, başka bir boşluktan.. Duyulmadı sesim yalnızlıklar katından. Taş attığım kuyular yankı vermedi..
Düşmelerim var benim, düşüp de kalkmalarım; kalktığımı sanmalarım, ama hep bir tarafı yerde kalmalarım.. Hep bir tarafı eksik, bir tarafı buruk, bir tarafı yanlış, bir tarafı yenik, bir tarafı mahzun..
Hep bir tarafı kanayan..  Hep bir tarafı kanayacak olan.. 
Yarım hikayelerle dolu heybem, hiç tamamlanamayacak hikayeler.. Yarısı ateş yarısı kül olan hikayeler..  Kahramanları kayıp hikayeler.. Solmuş bir defterin arasında artık unutulması gereken hikayeler..
Kabullenilmiş bir hayat gerek, aynı nakaratı tekrarlamaktan vazgeçmek gerek..  Defalarca dinlediğin o şarkıya artık son vermek gerek.. 
Yine aynı yerde..
Adımlarımı sayıyorum, aklımdakileri susmak için..

Ha.

22 Kasım 2012 Perşembe

Bir Adın Kalmalı / Ahmet Hamdi Tanpınar (İbrahim Sadri)


Sen say ki, ben hiç ağlamadım;
Hiç ateşe tutmadım yüreğimi.
Geceleri, koynuma almadım ihaneti..


Ve sen say ki, bütün şiirler gözlerini;
Bütün şarkılar saçlarını söylemedi..
Sen bu şehrin en güzel yeriydin,
Hiç çıkmadın fikrimden..
Ve hiç gitmedi, bir topak kan gibi adın,
İçimin nehirlerinden..
 
Sen say ki, yerin dibine geçti
Geçmeyesi sevdam.

Ve ben seni sevdiğim zaman,

Bu şehre yağmurlar yağdı..

Yani ben seni sevdiğim zaman,
Ayrılık kurşun kadar ağır,
Gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın..
Yine de bir adın kalmalı geriye,
Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde..


18 Kasım 2012 Pazar

Bir Türkü Olsun..


Bir türkü.. Ağlatır mı insanı gecenin bu yarısı?.. Bazı türküler içinde görünmez bıçaklar saklar, batar derinden derine.. Bir avuç tuzdur bazen, kapandığını sandığın yaraya.. Alıp götürmez aslında, dalıp gidersin gönüllü..
 
'Yüce dağ başından aşırdın beni,
 Tükenmez dertlere düşürdün beni.
 Madem soysuz bende gönlün yok idi,
 Niye doğru yoldan şaşırdın beni?..'

Tekrar tekrar dinlesen de, dökülse de yaşlar usul usul, ulaşmaz çığlığın kimseye, kalırsın kendinle..

'Açma yaramı..' der, susarsın yine..


Ha.

Okunası Kitaplar..













Her konuşma bir şeyi değiştirir hayatımızda,
Sustum durdum, geriye geriye çekilerek..

Gülten Akın / Uzak Bir Kıyıda

.... Sözcüklerini, çağıldayan derenin suyu gibi algıladım yalnızca, dinlemedim bile. Ben o iki sözcüğe takılmıştım. Ne demekti bu? Düşük vitesle inilen bir yokuşta birden boşa almak gibi mi? O zaman ne olur? Dişlilerin denetiminden çıkmış bir mekanizma kendi başına buyruk olur, araç sürekli hız kazanır ve sen,  artık hiç-bir-şey yapamaz duruma gelirsin. Peki, yaşamda 'vitesten almak' nasıl olacak?...

Cemil Kavukçu / Uzak Noktalara Doğru

.... O da bir dilekte bulundu, sessiz bir dilekte.. Ve dileğini söylerken bu denli uzak ve yitik anıları düşünmenin verdiği hüzünden kurtuldu. Ve ona acı veren her şey, yuvarlanıp gitti. Dağ çöktü, altındaki toprağa karıştı..

Hermann Hesse / Masallar

Benim en büyük mutluluğum, her şeyden kaçmak. Her şeyden. Tüm çocuklardan. Tüm acılardan. Tüm sevgilerden. Tüm gecelerden. Tüm günlerden. Her hilal aydan, her ülkeden. Ben her gece ölüyorum. Her sabah yeniden canlanıyorum. Her yirmi dört saatlik zaman dilimi hem ölüm hem yaşam aynı zamanda.

Tezer Özlü / Zaman Dışı Yaşam


17 Kasım 2012 Cumartesi

'Bir şey söyle bana Kıyısındayım pencerenin Ve güneşle bağlantıda..'

ah ne denli dingin ve gururla geçiyordu
garip bir su akıntısı gibi
bu terk edilmiş sessiz Cumalarda
bu sıkıntılı evlerde
benim yaşamım
aaah ne denli dingin ve gururla geçiyordu...

Füruğ Ferruhzad

16 Kasım 2012 Cuma

Geçmişe Baktım da Bugün, Hala Aynı Hüzün, Hiç Yabancısı Olmadığım.. Enver Ercan'ın Şiirini Okumak Geldi İçimden, Okudum. ' Geçtiği Her Şeyi Öpüyor Zaman' Bu Kitabı ki, Kitap Tek Bir Şiirden Oluşuyor, İstanbul'dan Almıştım Zamanın Bir Vaktinde.. Çok da Memnun Olmuştum Aldığıma.. Okumak İsterseniz, İşte Şiir. Ben Yine O Tanıdık Hüzünle..

2.
Adımlarımıza uyardı bütün sokaklar,
Evler kenara çekilirdi,
Birden yağmur...
Düşerdi peşimize.
Serin odalarda harfleri aşk ederdik birlikte..

3
.................
Sözcüklerin sessizliğe çekildiği o çocuksu ikindide,
Zaman geçtiği her şeyi öpüyordu.

4.
Ne zaman kapıdan girse kamaşırdı sözcükler,
Canımı tazelerdi sesi..
İçimde bir yalnızlık telaşı, çözülürdü ellerim;
Zamana uzanınca gölgesi..
Usulca ayartırdık işte, düzenli bir güz vaktini..

8.
Rüzgârın anılarını dinledik birlikte,
Usulca dolaşırken bütün geceyi.
Tek bir yıldıza basmadık ama,
Denizde yansıyıp durdu gözlerindeki dalga deseni..
Eğilip sözcükleriyle öptük,
Bal zamanı bu mu anne, diyen bir çocuğu..
Ay dalından düşerken zambaklar gibiydi yüzünde uyku,
Ama hâlâ bayramını koruyordu sesi..
Gecelerden pazartesi, 
Ayların en ağustosu..

9.
Acıyan bir şey vardı aramızda,
Bütün sözcükler ağır yaralı..
Kırgın bir yaprağa gül arardık da tenimizde güz dalgınlığı..
 
İmlâsını bilirdik de bilmesine,
Yine de yanlış hecelerdik hayatı..

10.
Birbirimizi suçladık bir gün, affetmek için kendimizi.
Gece gelip sildi usulca ağzımızdan sızan sözcükleri..

Arada mı kalmıştık, araya giren mi vardı?
Biz öyle olsun istemezdik ama,
Bütün yakınlarımız bizi yanlış tanıdı.

13.
Bir yüzük verdi bana, hoşçakal sözcüğünden;
Yakarken ardındaki bütün harfleri..
 
Anlatmak uzun..
Kimbilir kaç yıl sürer daha bende o gün..

14.
Kendime baktım da camda,
Aşk artık yüzümde tek kat boya.
 
En sevdiğim pencerem yitti onunla birlikte,
Cumartesiler, pazarlar, sokaklar yitti..
Bense günlerdir, yerini yadırgayan bir sözcük gibi.
 
Kabzası parıldayan şu yalnızlığa,
İki kurşun sıksam, iyi gelecek sanki..

17.
Susmak da incitir sözcükleri,
Telefonlar kapanırken sessizce.
Dar kapımdın sen benim,
Yalnızca mektupların geçtiği, adresin sır tutmadan önce..
.....................

20.
Yalnızca kitaplarını okuyorum nicedir,
Dokunmak için ellerine altını çizdiğin satırlarda.
 
Sonra gözlüklerim buğulanıyor,
Hiçbir sözcük harflerini tutamıyor bir arada.

22.
Bu sabah resmini kaldırdım raftan,
Günlerdir kaçırıyordu benden gözlerini.
 
Dargın beyaz, takvimlerden önce biten yaz,
yalnızca mutluluğa varsın
ha?

23.
Yaz bitti. 
Ona özenen sonbahar da.
Senin alnında biriksin güneş,kış bana yeter..
Belki bir gün yalnızlık,
Geldiğin yoldan gider,
Diyordum ki,
Sözcükler de dağıldı bak,
Dikkatim gibi.
Aşk sonsuza dek biter..

24.
Eylülle yaralı bir akşam üstü, 
Tükürüp kurtuldu beni.
Hangi harfi denesem dilim acıdı,
Avucumda sözcük ölüleri.
 
Yüzüğümün izi kaldı benimle.
Yüzümü usulca yağmura dönüp,
Özenle silindim nefretinden de..

 25.
Avucundan havalanan o öpücük vardı ya, 
Dudağıma değdiğinde kanadı.
O günden beri mendil gibi kullandım
Bütün sözcükleri.
 
Ama artık öylesine unutsan ki, diyorum;
Ben bile bir daha
hatırlayamasam seni..

Enver Ercan

10 Kasım 2012 Cumartesi

Ömrümden Bir Sonbahar Daha Geçti.. (Biraz Hüzün Normal Sanırım, Yağmura Eşlik Etmek Lazım..)

Yarının en güzel yanı ne biliyor musun?
Her şeyin yeniden başlaması; içinde hep umudu saklaması..
Ömür denen ipliği sararken yumak yumak, içinde 'belki yarın' diye bir sesin var olması..
Ömrümden bir sonbahar daha geçti, bir yıl daha, bir yaş daha..
Beklentisizlik güzel, ama ümitvar olmak çok başka..
Sevgili Ha. nice mutlu yıllara..


Ha.

6 Kasım 2012 Salı

Ayrılık Benzemedi Hiçbir Türküye..


İMLASI BOZUK BU YALNIZLIĞIN, CÜMLELERİ DEVRİK..
LÜGATİ TARUMAR..
KİRPİKLERİ NEMLİ BU UZAKLIĞIN, BAKIŞLARI SİSLİ..
YOLLARI BİKARAR..
SÖZCÜKLERİ KAYIP BU SUSKUNLUĞUN, GECESİ DAR,
KURŞUN DÖKÜLMÜŞ GECELER..
HECESİ EKSİK, YARIMTIRAK HECELER..

Ha.

3 Kasım 2012 Cumartesi

Ben Seni, Çok Yanılmış Kalplerin Sağlamlığıyla Sevdim.. / Murathan Mungan

Biliyorum konuşacak bir şeyimiz yok,
Ama gözlerini al gel..
Elindeki yarayı, suskunluğunu, acemiliğini..
Beni birisi severse inanmam,
Seni birisi severse utanırsın..
Bilmediğin bir hastalığa acımak için bile olsa gel..
Biliyorum, konuşacak bir şeyimiz yok,
Ama ıstırabım sende, mutlaka al da gel..

Cezmi Ersöz

1 Kasım 2012 Perşembe

'Bütün Hatıralar Islaktır..' / Sıddık Akbayır

Bir Kasım Gecesine..
Dilimin kekremsi tadı;
Uzun yol yorgunluğum..
Kalbimin çarpıntısı..
Kahvemin telvesi, telvemin buruk acısı..
Dalıp gitmişliklerim, terk edilmişliklerim..
Kasım yağmurlarım, suskunluklarım..
Hangi kelimede karşılık bulur yüzün?
Hangi aynanın sırrında çıkarsın karşıma?..

Ha.