23 Ağustos 2013 Cuma












İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, çalan bir gong veya çınlayan bir zilden hiçbir farkım kalmaz..
Kehanet yeteneğim olsa, bütün sırları ve bilgileri çözebilsem; hatta dağları yerinden oynatacak kadar büyük bir inancım bile olsa, ama sevgim olmasa, ben bir hiçim..
Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam, bedenimi yakılmak üzere feda etsem, ama sevgim olmasa,
bütün bunlar bana hiçbir şey kazandırmaz..
Sevgi, sabırlı ve yumuşaktır.
Sevgi, kıskanmaz veya övünmez.
Sevgi, kaba veya çirkin değildir.
Sevgi, kendi isteklerini öne çıkarmaz.
Sevgi, kolay kolay öfkelenmez.
Sevgi, kötülüğün hesabını tutmaz.
Sevgi, yapılan hatalara sevinmez.
Onun için asıl olan, gerçektir.
Sevgi, her şeye katlanır.
Sevgi, her şeye inanır.
Sevgi, her şeyi umut eder.
Sevgi, her şeye dayanır.

Izgnanie - sürgün / 2007

16 Ağustos 2013 Cuma

Eskidendi, Çok Eskiden..

Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden..
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde..
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken.
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken.
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden..
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken..
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski,
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden..
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim,
Geceler de gençlik gibi eskidendi..
Şimdi uykusuzluk vakti..

Murathan Mungan

10 Ağustos 2013 Cumartesi

Yüzümden Düşen Bin Parça...

Yüzümden düşen bin parça.. Her parçada ayrı bir hikaye..
Ayrılıkların yol ayrımlarında, ayrılamadıklarımın hikayeleri, ayrı ayrı düşmekte yüzümün parçalarından..
Bir parça, çocukluğuma dağılmakta.. Akasya ağaçları altında salıncağım, bitmesin istediğim ikindi sonlarım.. Bisiklet sürmeyi öğrendiğim ilk çocukluk heyecenlarım.. Saklambaç, yakantop, yedi kule... Yaşıtlarımdan erken boyveren halime aldırmadan oyunlarım oyunlarım oyunlarım... Darmadağın..
Bir parça, lise sıralarında kendimle savaşlarım.. En çok da yüreğimi alıp götüren Sezen Aksu şarkılarım.. Mırıldanmalarım.. Geceleri balkondan yıldızları saymalarım, ilk heyecanlarım, ilk tutkularım, ilk aşkım.. Gece ile ilk hemhal oluşlarım.. Darmdağın..
Bir parça, üniversite sıralarında, bir an önce bitsin diye uğraşırken, bir daha hiç bulamadığım yıllarım... Başka iller de varmış, o illerde başka insanlar; ilk tanışmalarım.. Kendi şehrimin dışına ilk adımlarım.. Bilmekle yaşamanın hiç de aynı olmadığı hüsran zamanlarım.. Kalbimi engin sanmaktaki ilk yanılışlarım.. Yanlışlarım.. Darmadağın..
Bir parça, acılarım, sızılarım, kalp ağrılarım, hatalarım, umutlarım, umutsuzluklarım, vazgeçişlerim, kayıplarım, düşmelerim, yerde kalmalarım, ayağa kalkmalarım, planlarım, aldanışlarım, ve her seferinde yeniden başlamalarım.. Darmadağın..
'Bir nehir ki, ömrüm..' diyordu bir şarkıda.. Bir nehir ömrüm.. Akıp gitmekte, kendi seyr-ü seferinde..
Ben artık sadece seyirde..

Ha.

9 Ağustos 2013 Cuma

Anlamak çare değil mesafelere..

Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm, bir çift gözden, bir yapraktan, bir kuştan..
Daima daha taze, daima yeni baştan..
Turnam, bir gün bırakmıyacağım peşini, sen nereye, ben oraya, adım adım..
İnsan sevdikçe iyileşiyor, artık anladım..

Turgut Uyar.

Bir şey söyle, sözü aşsın öze değsin.. Bir şey söyle, yanındayım, mesela.. / Turgut Uyar


5 Ağustos 2013 Pazartesi

Gönderilmemiş Mektuplar-7











Mesafeler kırıyor kalemimin ucunu, mesafeler diyorum; incitiyor seslerimi, heceye dönüşemeden.. Boynu bükülüyor harflerimin.. Gözümün daldığı noktada, dağılıveriyor mürekkebim..
Siyah bir avuntu sarınıp yüreğime, gecenin nöbetlerini tutmaktayım nicedir.. Saklanmış hüzünleri çıkarıp kuytularından, günün solgun eteklerine armağan eden ağrılı, sancılı kadınlarla bir, geceleri beklemekteyim.. Leylak rengini unutmuş menekşeleri büyütmek için, yangınlara ağıtlar dizmekteyim..
Sen, diye başlayan tüm sözcükler, öksüz bir çocuk gibi kalıvermekte satırların en ücrasında..
Sen, diye uyuduğum tüm uykular, bölük pörçük, paramparça..
Yokluğuna yazdığım satırlarda, dağılmış mürekkebimle yeniden, yeniden ve bir daha var oluşuna, sevinmekle kederlenmek arası bir çizgide durmaktayım..
Ve batmakta içimin en içine aynı kelimeler yeniden, yeniden ve bir daha: Ben sana uzak, sen bana yasak..
Kördüğüm gecelerdeyim...

Ha.