29 Ağustos 2014 Cuma

Yağmur Duası / Sezai Karakoç

YAĞMUR DUASI
Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şey  bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler

Bir yağmur bilirim bir de kaldırım
Biri damla damla alnıma düşer
Diğerinde durup göğe bakarım
Ne şehir ne deniz kokan gemiler
Bir yağmur bilirim bir de kaldırım

Nedense aldanmış bir gece annem
Bir kadın gömleği giydirmiş bana
İşte vuramadı gökler bana gem
Dinmedi içimde kopan fırtına
Nedense aldanmış ilk gece annem

Biri çıkmış gibi boş bir mezardan
Ortalıkta ölüm sessizliği var
Bana ne geldiyse geldi yukardan
Bana ne yaptıysa yaptı bulutlar
Biri çıkmış gibi boş bir mezardan

İyi ki bilmiyor kalabalıklar
Yağmura bakmayı cam arkasından
İnsandan insana şükür ki fark var
Birine cennetse birine zindan
İyi ki bilmiyor kalabalıklar

Yağmur duasına çıksaydık dostlar
Bulutlar yarılır gökler açardı
Şimdi ne ihtimal ne imkan var
Göğe hükmetmekten kolay ne vardı
Yağmur duasına çıksaydık dostlar

Ben geldim geleli açmadı gökler
Ya ben bulutları anlamıyorum
Ya bulutlar benden bir şey bekler
Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
Ben geldim geleli açmadı gökler

Sezai Karakoç

28 Ağustos 2014 Perşembe

Gönderilmemiş Mektuplar-9

Kendini tekrarlayan bir melodi gibiyim nicedir..
Aynı nakaratta takılı kalmış bir ezgi..
Perdeler kapalı. Kapılar örtük. İçimin zindanlarında misafirim.. Bir yağmur yağsa, diyorum. Bir sağanak patlasa. Bir gök dolusu saçılsa yüreğim.
Biter mi o zaman dersin?..
Acının bin bir türlü rengi var. Bilirim. Acı demeye varmaz dilim. Acısı vardıysa yaşanmışlıkları da vardı.
Sen vardın mesela. Ben vardım. Biz olamasak da..
Aynı şehirde uykulara dalmasak da aynı "günaydın" larla uyanırdık sabahlara.. Yollar, dağlardan değil, kalbimin üstünden geçerdi mesafeler uzadıkça..
Ben hep sana yazardım. Hep sana anlatırdım. Mektuplar boyunca uzayıp giderdi yalnızlığım.
Evet, yalnızlığım.
Sana bağlanışım. Karşılıksız kalışım. Kendimle bitmeyen savaşım.
Ve hiç olmadığının farkına varışım...
Şimdi kim okur bu satırları?
Kim dinler beni aysız gecelerde?
Hayatın sisleri içinde kaybolup giderken ömrüm, "Gönderilmemiş" bir mektup daha eklerim söylenmemişlere. Söylenmeyeceklere..

Ha.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Sen benim en eski "düş" ümdün.. Yıllar, yıllar sonra gerçekleşmeyeceğini anladığım; ama bir türlü uyanamadığım bir düş.. Yollar geçti. Anılar geçti. Yaşananlar, yaşanmayanlar geçti. Denizler, dağlar geçti. İklimler değişti. Büyüdü çocuklar. Toprağa karıştı elimden tutanlar. Ellerimden umut geçti. Ayrılıklar geçti. Kavuşmalar geçti. Ayrıldı sevgililer. Birleşti sevgililer. Benim yüreğimden neler neler geçti. Yağdı yağmurlar. Dindi yağmurlar. Aldatmalar geçti. Aldanmalar geçti. Başları önünde insanlar, kayıplarını kabullenip hayata devam etti. Hayat geçti... Adını aşk koydum. Aşk geçti.. Bir soğuk dağ kaldı kalbimin yerinde. Bir o geçmedi.. / Ha.


"Geceye katran çal, acıya hüzzam; Ah edersem, tutmasın elim, tutulsun dilim.. Ey kemankeş, durma vur, nasılsa bu sine vurgun.. Nuru düşsün düşlerin, kor olsun; seni görmesin, kör olsun.."

"Kaybetmekten korktuğum şeylerin, aslında hiç benim olmadıklarını çok geç fark ettim.."

24 Ağustos 2014 Pazar

Hani “ne yaparlarsa yapsınlar hep çok sevdiğin insanlar” var ya, Onların seni en çok üzenler olması, ne garip.. / İlhan Berk


Az mı sevildim, çok mu yitirdim; nedir ilmî gerçekleri aşk bağımlılığımın ve bendeki bu eksiklik hissinin tanımlayanı konumundaki duyarlılığın bana ödettikleri, bana söyletemedikleri? Bir çeşit nirân, viran, hüsrân ve nâlân. Bu gezinmelerim var ya benim, ey pınarlı hülyâm! Sende bulduğumu saklayacak bir hoş makâm tutamayışımdan... Bazen işte kimsesiz sanır insan kendini; kızar, kırar, yanarken yakar, yapayım derken yıkar; bir de benim seni özlediğim gibi özler.. Bazen en tanıdığı şehirler değişir, yabancısı olur üzerinden zaman geçmiş en bildik mekânların; zaman akar insanın durduğu yerde, ondandır tüm değişimlerin gerisinde kalışı, kalışım.. Sahilimin beni aralıksız çağrısını dinledikçe buradan, bir kere daha ikna olacağım, inandıracağım kendimi mutsuzluğuma ya da mutlu olamayacağıma. Ne kadar düşünürsem düşüneyim, bu mutsuzluk hastalığının bana nereden ve nasıl bulaştığını asla çözemeyeceğim. Ben kendime her gün daha kızgın yaşayacağım, senden sebep daha bir haşin olacağım kendime. Zaaflarımdan sarkan cümleleri kopardıkça dalından; bu dünyaya kimin zaafı olarak damladığımı, hangi nehirden hangi denize varamadığımı sorgulayıp duracağım. Bu da benim çıkmazım, hasta ruhumu senden koparamadan böyle yaşamak... Kendi hatalarından utana sıkıla, unutmak tedavisini uygulamaya çalışırken, “unutma beni” demeyeceğim sana. Her denize baktığında beni bir daha, yeni baştan unut.. Ben sana uzaklardan hep bakacağım, elimi çekip bu dünyadan.. / Şiraze


13 Ağustos 2014 Çarşamba

"Camino" yaşanmış bir olaydan esinlenilerek filme aktarılmış bir İspanyol klasiği. Çok fazla mesaj içeriyor aslında. Uzun zamandır izlediğim ve etkisinde kaldığım ender filmlerden. Sorgulamak. Bazen çok önemsiz ve gereksiz belki de... Her şey yüreğimizin hissettiği kadar çünkü..


Bir kırık saz. Hüzzam makamı. İnceden taksim. Derinden de derinde cevapsız sorular. Artık vazgeçilmiş, ama hiç unutulmamış. Suskun. Bazen coşan, ama vazgeçilmiş sorular. Belki de cevapların önemi yok artık. Yolcuyu yol belirler. Yola göre şekillenir insan.Her şeyden önce yol olmak. Yolda kalmak. Ve yine düşmek yola. Heybende yığınla cevapsız soru. Devam etmek. Böyle olmamalıydı. Her şey çok farklı olabilirdi.. Yürüdüğüm yollar. Beklediğim duraklar. Boğazıma takılan düğüm düğüm acılar.. Her şey çok farklı olabilirdi.. Bir koca gökyüzünün altında, ayağıma takılan taşlar.. Seçtiğim ya da seçemediğim.. Bildiğim ya da bilemediğim.. Tanıdığım ya da aslında hiç tanıyamadığım.. Gittiğim ya da gidemediğim.. Sevdiğim ya da sevemediğim.. Yol ayrımlarım.. Kararlarım.. Yıllarım.. Her şey çok farklı olabilirdi.. Ama olmadı.. Öyle olmadı, böyle oldu. Normal bir hayat, çoktu belki de; ama nasipte yoktu. Her şey çok farklı olabilirdi.. / Ha.


Bir sevgili gittiğinde, ona baktığınız gözlerinizi de alıp gitmiştir. Bir sevgili gittiğinde, altında onunla dolaştığınız gökyüzünü de alıp gitmiştir. Bir kuş, bir sevgili... İnsan kaybettikleriyle insandır... / Tarık Tufan


Susuyor olmam, acı çekmediğim anlamına gelmez.. / Tarık tufan

Bazen öyle sanıyor ki insan, eskisi gibi olabilir her şey..
Olmaz halbuki.
Olmaz..
Tüketip de geçtiğimiz onca şey eskisi gibi olamaz.
Ben sadece denemek istedim.
Farkındayım olmayacağının.
Ben hala gözlerini bıraktığım yerde arıyorum..

Tarık tufan

Olup Bitmeyen.. Geçip Gitmeyen...