26 Kasım 2014 Çarşamba

Ömrümden kaç sonbahar geçtiğini kim saydı?..

Yitik bir ezgidir hayat; en içli notasında sonbahar yaprakları. Uçarı bir çocukluk. Saklambaçlarda kaybolup hiç bulunmamayı arzuladığım o uzak zamanlar.. Sadece düştüğüm için ağladığım, ama düşmenin henüz ne olduğunu hiç mi hiç bilmediğim zamanlar.. Ve sonra. Çok sonra. Kavak yelleri eserken başta. Bir gençlik rüyasıyla, ilk gençlik rüyasıyla vurulup, vurulup da bütün ömrüme bedel olan zehir zemberek yıllar.. Sahi neler kaybediyor insan, büyüme savaşında ya da büyüyor mu gerçekten? Geçiyor sonbaharlar, kışlar. Yine yaz yine bahar.. Ne zaman büyüyor insan? Yüreği çok derinden yaralandığında mı? Kayıplarıyla yüzleştiğinde mi? Pişmanlıkların bohçası açıldığında mı? Ne zaman saymaya başlıyor insan ömründeki sonbaharları? Kışa yavaş yavaş yaklaştığını anladığında mı? Ne zaman vazgeçiyor insan takvimlere bakmaktan? Yıllar sayılamayacak kadar hızlandığında mı? Ne zaman anlıyor insan? Ne zaman susuyor? Ne zaman 'hayat böyle bir şey işte' demeye alışıyor? Ve ne zaman kızmamayı, bakıp geçmeyi ve sadece gülümsemeyi, öğreniyor? Ömrümden kaç sonbahar, kaç kış, kaç acı, kaç ayrılık, kaç yangın, kaç tükeniş, kaç vazgeçiş, kaç veda geçtiğini kim saydı?.. / Ha.

Serin geceler. Uykusuz sabahlar. Henüz sararmadan dökülen yapraklar. Yaz düşleri. Düş kışları. Bir yolculuktur hayat. "Su akar, yatağını bulur." Her şey, olması gerektiği gibi olur... / Ha.


1 Kasım 2014 Cumartesi

Gönderilmemiş Mektuplar-10 (... ve yağmur dindi, çünkü her yağmur bir gün diner.)


Seslenmesiz bir mektup bu. Seslenecek kimse yok. Yırtılmış fotoğraflar, silinmiş satırlar.
Unutulmuş hatıralar. Geçmiş yok.
Sen, en güzel rüyalar. Rüyalarım yok.
Sen, kalbimde ince bir sızı. Sızım yok.
Sen, gözümün daldığı her nokta. Dalgınlıklarım yok.
Sen, geceye yazılan dualar. Dualarım yok.
Sen, yarım kalan bir hikaye. Hikayem yok.
Sen, bir kolyede gizlediğim aşkım. Aşk yok.
Sen, yağmurlara adanmış yolculuklar. Yağmur yok.
Sen, türkü türkü mırıldandığım yangınlar. Türkülerim yok.
Sen; 'an' larım, yüreğime sığmayan zamanlarım, heyecanlarım. Yok.
Baştan sona yokladım da yüreğimi.
Nefret, yok.
Öfke, yok.
Kin, yok.
Özlem, yok.
Sevgi, yok.
Aşk, yok.

Bu sana gönderilmeyecek son mektup.
Çünkü artık içimde sen yok.

Ha.